(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 378 parsel sayılı 8000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazındırıcı zamanaşımı ziyteliğine dayanılarak Halitka. adına tespit edilmiştir. hazine, taşınmazın devletin hükmü ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ileri sürerek tespite itiraz etmiştir. Kamisyonca; itirazın reddine karar verilmiş, Hazine aynı nedene dayanarak dava açmıştır. Mahkemece; çıkartılan tebligata rağmen davalının delilerini bildirmediği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne, taşınmazın Hazine adını tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınmazın tespiti kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davalı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilerek tarla niteliği ile davalı adına tespit edilmiştir. Hazine, itiraz ve davasında taşınmazın öncesinin devletin hükmü ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, bu nitelikteki yerlerin kazandırcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabına olanak bulunmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda; Hazine zilyetliğin varlığını kabul etmiştir. Taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu kanıtlama yükümlülüğü davacı Hazineye düşer. Bu nedenle keşif masrafının Hazine tarafından yatırılması ve taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığının, tarafsız yerel bilirkişi ve bu konuda uzman bilirkişi aracılığı ile saptanması gerekir. Mahkemece; bu yön gözönünde tutularak masraf Hazineden alınmak suretiyle mahallinde keşif yapılarak taşınmazın öncesinin kadandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabı mümkün yerlerden bulunup bulunmadığının yerel ve uzman bilirkişi yardım ve aracılığı ile saptanması, gerekirse ve sağ iseler tespit tutanağında imzaları bulunan muhtar ile tespit bilirkişilerinin dahi taşınmazın başında dinlenmesi, delillerin değerlendirilmesinde hüküm gününden sonra yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi hükümlerinin de gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan ve uygulamaya ters düşengerekçelerle yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 1.3.1989 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy