(3402 S. K. m. 13/B-a)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteminin yasal süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik hakiminin raporu ve dosyadaki kağıtlar okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1398 parsel sayılı 128 m2. yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, tapu kayıt malikinin muvafakatine dayanılarak davacı Necmettin adına tesbit edilmiş, taşınmaz üzerindeki binanın (A) harfiyle belirlenen bağımsız bölümünün Niyazi kızı Zeliha, (B) harfiyle gösterilen bağımsız bölümünün ise Mustafa kızı Emir'e ait olduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı Necmettin'in isminin Necmettin olmayıp Necmettin olduğuna dayanan itirazı kadastro komisyonunca kabul edilmiştir. Davacı, taşınmazın babası Niyazi tarafından kendisine kayıtsız şartsız bağışlandığını, bu nedenle taşınmaz üzerinde (A) ve (B) harfiyle gösterilen bağımsız bölümlerin de kendisine ait olduğunu, bu nedenle davalılar adına beyanlar hanesinde gösterilmesine gerek bulunmadığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın mülkiyetinin davacı adına tapuya tesciline, (A) ve (B) harfiyle gösterilen bağımsız bölümlerin davalılara ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde ayrı ayrı gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın tescil yoluyla oluşturulan tarafların babaları Niyazi adına olan tapu kaydının kapsamında kaldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazın tesbit gününden önce babası tarafından kendisine bağışlandığını iddia etmiş ise de; iddiasını kanıtlayamamıştır. Diğer taraftan tapu kayıt maliki tesbit sırasında hazır bulunarak taşınmazın mülkiyetinin davacı adına tesbitine, (A) ve (B) harfiyle gösterilen bağımsız bölümlerin davalılara ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine muvafakat etmiş, kayıt maliki Niyazi'nin muvafakat beyanı belgelendirilmiştir. Bu durumda, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-a maddesi hükmünce muvafakate değer verilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davacının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün ONANMASINA, 11.800 lira ilam harcının davacıdan alınmasına, 21.04.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy