(743 S. K. m. 639)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 306 parsel sayılı 2250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonu tarafından reddedilen davacı Eyyüp, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşmiş tescil ilamına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı Eyyüp adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine, 4753 sayılı Yasa hükümlerine göre oluşturulan ve tesbite esas alınan 22.1.1973 gün ve 21 numaralı tapu kaydına, davacı ise Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen 26.6.1968 gün ve 115/94 sayılı mahkeme ilâmı, bu ilâmın dayanağını teşkil eden haritaya ve zilyetliğe dayanmıştır. Dava konusu taşınmazın tümünün davalı Hazine'nin dayandığı tapu kaydının, teknik bilirkişi Adnan tarafından düzenlenen 24.7.1985 günlü krokide taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün ise kesin hükmün ve bu hükmün dayanağını teşkil eden haritanın kapsamı içinde kaldığı, mahkemece yapılan keşif ve uygulama, dinlenen yerel bilirkişi sözleri ve teknik bilirkişinin yukarıda sözü edilen gerekçeli raporu ile saptanmıştır. Mahkemece de; davacının dayandığı kesin hükmün ve haritasının dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 880 metrekarelik bölümünü kapsadığı kabul edilmiştir. Davalı Hazine kesinleşen tescil hükmünün tarafıdır. Bu nedenle, tescil hükmü Hazine'yi bağlar. Kesin hükmün varlığı halinde yanlar arasında sonradan çıkan uyuşmazlıkların kesin hükme göre çözümlenmesi gerekir. Bu nedenlerle kesin hükme değer verilerek taşınmazın krokisinde (A) harfiyle gösterilen bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Hazine'nin bu bölüme yönelik temyiz itirazları bu nedenlerde yerinde değildir. Ancak; 306 parsel sayılı taşınmazın kesin hüküm ve dayanağını teşkil eden haritanın kapsamı dışında kalan bölüm yönünden davacının zilyetliğinin kesin hüküm tarihinden sonra başladığının kabulü zorunludur. Zira tescil hükmünde taşınmazın kuzeyinde davacı kendisini sınır olarak göstermemiştir. Kesin hüküm tarihi ile Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu gün arasında ise 20 yıllık zilyetlik süresi dolmamıştır. Resmi belgelere, kesinleşen mahkeme ilâmı ve bulgulara ters düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilerek hüküm kurulamaz.
Sonuç: Bu itibarla, taşınmazın krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölüm dışında kalan kesiminin Hazine adına oluşturulan tapu kaydına değer verilerek adına tapuya tesciline karar verilmek gerekirken, bu bölümünde davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi isabetsiz, Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün Hazine yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy