(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu 148 ada 49 parsel sayılı taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak davacı Mehmet adına tespit edilmiştir. Tapu dışı satın almaya dayanan Tevfik mirascılarının itirazı üzerine, dava konusu taşınmazın tapu dışı satın alma ve paylaşmaya dayanılarak davalı Fahrettin adına tapuya tesçiline karar verilmiştir. Davacı Mehmet, tapu kaydına ve kesin hükme dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazındavalı adına tapuya tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı Mehmet tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tespitine dayanarak yapılan ve davacı Mehmet adına olan 5.3.1957 gün ve 481 sayılı tapu kaydı ile davacı tarafından kadastro tespitinden önce 22.10.1986 gününde söz konusu tapu kaydına dayanılarak davalı Fahrettin aleyhine açılan dava sonunda, davalının elatmasının önlenmesine karar verilerek kesinleşmiş olan Boğazlıyan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12.8.1987 gün ve 986/305 esas, 987/136 karar sayılı ilamın kapsamında kaldığı, mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile saptanmıştır. Esasen taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Davalı Fahrettin, taşınmazın davacı tarafından 3.8.1966 gününde Tevfik'e adi senetle satıldığını, Tevfik ile kardeşi Mustafa arasında yapılan paylaşmada Mustafa'ya kaldığını ve Mustafa'dan da kendisiyle birlikte diğer mirascılarına kaldığını savunmuştur. Uyuşmazlığın çözümü davacının dayandığı kesin hükme mi, yoksa davalının savunmasında ileri sürdüğü tapu dışı satışa mı değer verilmesi gerektiği yönünde toplanmaktadır. Kesin hükmün bulunması halinde taraflar arasında sonradan ortaya çıkan uyuşmazlıkların, kesin hüküm çerçevesinde incelenip sonuçlandırılması zorunludur. Zira, kesin hüküm olumsuz dava koşullarındandır. Bu davanın tarafları ile el atmanın önlenmesi davasının tarafları aynı kişiler olup davanın konusu ve sebebi de aynıdır. O halde, davacının dayandığı ve dava konusu taşınmaza davalının elatmasının önlenmesine ilişkin ilam mu dava yönünden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237. maddesinde öngörüldüğü şekilde kesin hüküm oluşturur. Diğer taraftan, dava konusu taşınmazın tespitten üç yıl öncelirkişiler haber vermişlerdir. Şu duruma göre, mahkemece kesin hükme değer verilmek suretiyle davanın kabulüne ve taşınmazın davacı Mehmet adına tapuya tesçiline karar verilmesi gerekirken yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.9.1992 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki dava, tapu dışı satın alma ile ilgilidir. Bu yön çoğunluğun görüşünde de kabul edilmiştir. Tapu dışı satın alma Medeni Kanunun hükümlerine göre geçersizdir. Tapu dışı satışlara geçerlilik tanıyan Kadastro Kanunu hükümleridir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi hükmünce, tapu dışı satışın geçerli olabilmesi için taşınmazın tapuda kayıtlı olması, tapu dışı bir işlemle satılmış bulunması, satın alan yararına 10 yıllık zilyetlik süresinin gerçekleşmesi, bölgede kadastro başlayıncaya kadar tapu dışı satışın bozulmaması gerekir. Olayda, bölgede tapulama 30.5.1986 tarihinde başlamıştır. Taşınmaz, davacı adına tapuda kayıtlıdır. Davacı Mehmet, dava konusu taşınmazı davalı Fahrettin'in bayiilerine 3.8.1966 gününde satıp teslim etmiştir. Davalı Fahrettin aleyhine men2i müdahale davasının açıldığı 22.10.1986 gününe kadar on yıllık yasal süre dolmuştur. Taşınmazın kadastro tespiti 15.9.1988 gününde yapılmış olup bölgede tapulamanın başladığı 30.5.1986 tarihine kadar 1996 yılında yapılan tapu dışı satış bozulmamıştır. Bu biçimde, davalı Fahrettin yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinde öngörülen tapu dışı satın almanın koşulları oluşmuştur. Çoğunluğun dayandığı kesin hüküm olgusuna gelince, kesin hüküm taşınmazın davacı Mehmet'e ait olduğunu gösteren hukuki bir delildir. Tapu dışı satın almanın hukuksal yapısında, taşınmazın kayıt malikine ait olduğu açıktır. "Olayımızda davacıya aittir". Tapu dışı satın almalarda sorun, dava konusu taşınmaz; tapu kaydına veya kesin hükme göre davacıya mı, yoksa davalıya mı aittir diye çözümlenemez. Kesin hükmün kabul ettiği, taşınmazın kayıt malikine ait olduğu bir gerçektir. İşin özünde taşınmaz kayıt malikine aittir, Bunun istisnası olan ve Medeni Kanunun hükümlerine göre geçersiz olduğu halde 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre geçerli sayılan, taşınmaz üzerinde tapu dışı satın almanın koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekir. Yukarda açıklandığı gibi mahkemece bu yönler araştırılmış ve yerine getirilmiş. Hükmün bu nedenle onanması gerekir. Buna aykırı düşen çoğunluk görüşüne karşı oydayım.
Full & Egal Universal Law Academy