(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 359 parsel sayılı 12650 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı taşınmaza revizyon gören tapu kaydı yüzölçüm fazlası olduğundan söz edilip Hazine adına tespit edilmiştir. Ahmet tapu kaydına, miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve paylaşmaya dayanarak itiraz etmiş olup, hükmü temyiz etmeyen Orman İdaresinin de itirazı sebebiyle komisyonca yetkisizlik kararı ile tutanak ve ekleri kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline, üzerindeki 9 adet zeytin ağacının Ahmet'e ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm davacı Ahmet tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin tescil yoluyla oluşturulan tapu kaydının oluştuğu günden itibaren tespit gününe kadar iktisaba yeterli süreye ulaşmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Ne varki, tapu kaydının dayanağını oluşturan tescil ilamı 3.12.1959 gününde kesinleşmiştir. Taşınmazın tapuya tescilini öngören kararın kesinleştiği gün ile tespitin yapıldığı gün arasında davacının taşınmazdaki zilyetlik süresi 20 yıldan fazladır. Bu durumda, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca; davanın kabulüne, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Bu nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.5.1991 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy