(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteminin yasal süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki kağıtlar okundu:
Karar: Kadastro sırasında 356 ada 32 parsel sayılı 41.300 m2. Yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 24 sayılı parselin miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, belgesiz zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına belgesiz zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dava dışı 24 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydı tescil yoluyla oluşturulmuş, dayanağı tescil ilamında davacının belgesiz zilyetlik yoluyla 100 dönüm taşınmaz edinebileceği, dava konusu taşınmazı bu nedenle iktisap edemeyeceği gerekçe gösterilerek tescil isteği reddedilmiş, karar kesinleşmiştir. Kanun koyucu 1073 sayılı kanunla birlikte belgesiz zilyetlik yoluyla taşınmaz edinmeyi sınırlamaya başlamış, daha sonra çıkarılan 1617 sayılı Kanunla bu sınırlama kişi aleyhine daraltılmış, halen yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü ile çalışma alanında sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz iktisabına olanak sağlanmıştır. Kanun koyucunun 1073, 1617 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun hükümleri gereğince belgesiz zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme miktarını sürekli olarak sınırladığı görülmektedir. Dairenin yerleşmiş ve süregelen uygulamasından taşınmazın bulunduğu çalışma alanına kadastro girmeden önce belgesiz zilyetlik yoluyla gerçek ve tüzel kişilerin edindiği taşınmazların bulunup bulunmadığı araştırılmaktadır. Bu araştırma sonucuna göre kanunda öngörülen sulu toprakta 40 ve kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz edinip edinmediği saptanıp sonucuna uygun kararlar oluşturulmaktadır. Bu davada davacının taşınmazın bulunduğu çalışma alanına kadastro girmeden önce belgesiz zilyetlik yoluyla taşınmaz edindiğini ileri sürerek tescil davası açmış ve taşınmazın bitişiğinde 100 dönüm taşınmazın adına tesciline karar verilmiş, böylece dava dışı 24 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydı oluşturulmuştur. Davacı belgesiz zilyetlik yoluyla çalışma alanında 100 dönüm taşınmaz edindiğine göre artık belgesiz zilyetlik yoluyla aynı çalışma alanı içerisinde başka taşınmaz edinmesine yasal imkan bulunmamaktadır.
Sonuç: Bu durumda davanın reddine, taşınmazın davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemenin bu yönü göz ardı ederek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.11.1992 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veya tanık beyanları ile ispat eden zilyedi adına tespit edilir, amir hükmünü içermektedir. Mahkemece dava konusu taşınmazın belgesiz bulunduğu, dava konusu taşınmaza kuzeyde komşu bulunan niza dışı 24 sayılı taşınmaz ise tapuludur. Tespit tarihinde 21 yıl evvel Hazinenin de hasım olduğu tescil davasıyla kişi lehine tapuya tesciline karar verilmiş ve böylece tapulu hale gelmiştir. Diğer yönden bu güne dek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinin diğer koşullarının aranmasında mahkemece getirtilen tapu kayıtlarının ihdas nedenleri araştırılıp tapu kaydının tapu komisyonunca mı, tescil hükmü ile mi veyahut sair nedenlerle mi ihdas edildiği aranmamaktadır. Hal böyle olunca, dava dışı 24 sayılı parselin belgeli olarak kabul edilmesi zorunludur. Kaldı ki, Yargıtay Sekizinci Hukuk Dairesi'nin uygulamaları da bu yoldadır. Diğer yönden, dava konusu 32 parsel sayılı taşınmaz dava dışı 24 sayılı taşınmaza komşu olmasaydı, şüphesiz dava konusu taşınmazın belgesiz olacağı dairece de kabul edileceği de kuşkusuzdur. Mahkemece davacının belgesiz 100 dönüm kadar taşınmaz edinmediğinin de saptanmış olmasına göre mahkemece verilen tescil kararı usul ve yasaya uygundur. Yukarıda arz edilen nedenlerle çoğunluk görüşüne karşıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy