(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresince olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında; 801 parsel sayılı 2700 m2 ve 802 parsel sayılı 19.600 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazı, komisyonca reddedilen Abdullah, Herdem, Mehmet ve Sait mirasçısı Kudret vergi kaydına, satın almaya ve zilyetliğe dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın Kudret, Mehmet, Herdem Erdem ve Abdullah adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu günde davacı taraf yararına taşınmazlar üzerinde zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanan deliller yetersizdir. Dava konusu taşınmazların Hazine'ye ait topu kaydının kapsamında kaldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve tescil ilamına dayanarak dava açmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46.maddesinde Hazine adına 4753 sayılı Kanun'a göre tapuya bağlanan ve muhtaç çiftçiye dağıtılmayan taşınmazların aynı Kanun'un 14.maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde kişi adına tesciline karar verileceğini hükme bağlamıştır. Taşınmazları kapsadığı kabul edilen Hazine'ye ait tapu kaydının edinmesi incelendiğinde 19 Ekim 1960 günlü, 105 sayılı Kanun'a göre tasfiye komisyonları tarafından taşınmazlara el konulduğu ve 4753 sayılı Kanun'a göre kamulaştırılarak Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu açıklanmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesi hükmünde toprak tevzii komisyonlarınca muhtaç çiftçiye dağıtılmak üzere tapuya bağlanan taşınmazların dağıtılmaması diğer bir anlatımla Hazine uhdesinde kalması halinde zilyet adına koşullarının varlığı halinde tesciline karar verilebileceği açıklanmıştır. Davada Hazine'ye ait tapu kayıtları 105 sayılı Kanun'a göre el koyma ve kamulaştırma sonucu oluşturulduğuna göre zilyetlik yoluyla iktisap edilebilecek yerlerden olduğu kabul edilemez. Bu nedenle davacı taraf 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesi hükmünden yararlanamaz. Ne var ki, 19 Ekim 1960 tarih, 105 sayılı Kanun 18.10.1962 günlü, 81 sayılı Kanunla kaldırılmış; 105 sayılı Kanunla taşınmazlarına el konulan kişilerin 5000 dönüme kadar (5000 dönüm dahil) taşınmazlarının sahiplerine iade edileceği hükme bağlanmıştır. Mahkemece dava konusu taşınmazların sahiplerine iade edilip edilmediği yönü 81 sayılı Kanun hükmünde öngörüldüğü biçimde araştırılmamıştır. O halde davacının dayandığı tescil ilamı uygulanmalı, taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, tescil ilamının Hazine'yi bağlayıp bağlamayacağı hükümde tartışılmalı ve 19 Ekim 1960 tarih, 105 sayılı Kanun'un kaldırılması hakkında çıkarılan 81 sayılı Kanun hükmünde öngörüldüğü şekilde araştırma yapılmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Bu nedenlerle Hazine'nin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy