(4071 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin yasal süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 853 parsel sayılı 6923 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, miras hakkına, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Mükerrem adına tespit edilmiştir. İtirazı, komisyonca reddedilen Hazine taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Mükerrem tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın davacı Hazinenin dayandığı 17 Mayıs 1340 gün ve 7 sayılı Padişah Abdulhamit'ten Hazineye intikal eden tapu kaydının kapsamında kaldığı ve 431 sayılı Kanun uyarınca millete intikal eden bu taşınmazların kamu malı niteliğinde bulunduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığından sözedilerek hüküm kurulmuştur. Gerçekten dava konusu taşınmazın yukarıda sözü edilen tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen diğer delillerle saptanmıştır. Ne var ki, hüküm gününden sonra 18.2.1995 gününde yürürlüğe giren 3 Mart 1340 tarihli ve 431 sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyetlerine Devri Hakkında 4071 sayılı Kanun, koşuların varlığı halinde zilyetlerine taşınmaz edinme hakkını tanımıştır. Hal böyle olunca, 4071 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi delaletiyle diğer hükümleri göz önüne alınarak karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.4.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy