(3402 S. K. m. 13, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin yasal süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 74 parsel sayılı 26683 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Ayşe adına tesbit edilmiştir. Davacı Kemal taşınmazın miras bırakanı Abdulkadir'e ait olduğunu miras payı bulunduğunu tescil yolu ile oluşan tapu kaydının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Kemal tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın davalı tarafın annesi Ayşe'nin açtığı tapu tescil davası sonucu tescil ilamı ile oluşan tapu kaydının ve dayanağı haritasının kapsamında kaldığı konusunda yanlar arasında herhangi bir çekişme olmadığı gibi yöntemine uygun olarak yapılan keşif ve uygulama ile de saptanmıştır. Yanlar arasındaki çekişme; dava konusu taşınmazın davacının kök miras bırakanı Musa oğlu Abdülkadir'den mi yoksa davalı tarafın miras bırakanı Abdülkadir oğlu Bektaş'tan mı kaldığı konusunda toplanmaktadır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın davalı tarafın annesi Ayşe'nin kayınpederi Bektaş'tan kaldığını, Bektaş'ın ölümü sonucu oğlu Ali'ye kaldığını ve Ali'nin de Ayşe'ye hibe ettiğini haber vermişlerdir. Diğer yönden davacı taraf taşınmazın Bektaş ve Cafer'in miras bırakanı Mustafa oğlu Abdülkadir'den geldiğini iddia etmiş ise de; bu iddiasını kanıtlayamamıştır. Mahkemece bu olgu ve bulgular gözönünde tutularak yazılı biçimde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Bu nedenlerle; davacının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 27.11.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy