(3402 S. K. m. 14) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin yasal süresinde olduğu anlaşıldı. Tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 166 ada 61 parsel sayılı 1300 m2 ve aynı ada 62 parsel sayılı 1600 m2 yüzölçümlerindeki taşınmazlar Ocak 1953 tarih 12 no'lu tapu kaydının kapsamında bulunduğu belirtildikten sonra 166 ada 60 parsel sayılı 6300 m2 ve aynı ada 8 parsel sayılı 3800 m2 yüzölçümlerindeki taşınmazlarla birlikte 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince hazine lehine orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle; 168 ada 9 parsel sayılı 9700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliği ile 165 ada 33 parsel sayılı 14000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise dava dışı 165 ada 1 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı miktar fazlası olarak hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacılardan Enver Doğan 166 ada 60 ve 61 sayılı parseller hakkında, Ali Doğan 165 ada 33, 166 ada 8, Nasım Doğan 166 ada 62, Nasım ve Ali Doğan birlikte 168 ada 9 parsel için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak askı ilan süresi içinde dava açmışlardır. Mahkemece davacılardan Ali Doğan'ın 165 ada 33 sayılı parsele yönelik davasının kısmen kabulüne, davacı Ali Doğan ile diğer davacıların dava konusu diğer parsellere yönelik davalarının kabulüne, 166 ada 60 ve 61 sayılı parsellerin Enver Doğan adına, aynı ada 62 sayılı parselin Nasım Doğan adına, aynı ada 8 sayılı parsel ile 165 ada 33 sayılı parselin 23.7.1998 tarihli haritada ( B ) harfi ile gösterilen 5339,60 m2 lik bölümünün Ali Doğan adına, 168 ada 9 sayılı parselin eşit paylı olarak Ali Doğan ve Nasım Doğan adlarına, 165 ada 33 sayılı parselin haritasında ( A ) harfi ile gösterilen 8660,40 m2 lik bölümünün ise hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- 33 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu kesiminin tespitten önce bölgede yapılan ve kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamı dışında kaldığı, orman sayılan yerlerden olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 33 parsel sayılı taşınmazın temyize konu bölümü ile ilgili hükmün ONANMASINA , ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Davalı hazinenin 8, 60, 61 ve 62 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: 8, 60, 61 ve 62 parsel sayılı taşınmazların bölgede yapılan ve kesinle şen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kaldığı, bu nedenle orman sayılan yerlerden iken daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunun değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, mahkemece toplanıp değerlen dirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukuksal değeri yoktur. Hernekadar ormancı uzman bilirkişi, idarece yapılan yönetimsel işlemlerin yanlış olduğunu raporunda belirtmiş ise de, orman sınırlandırma ve orman sınırlandırma dışına çıkarma işlemlerinin askı ilan süresi içerisinde itiraza uğramadığı ve kesinleştiği açıktır. Hal böyle olunca, orman uzmanı bilirkişinin raporunda belirttiği gerekçelerin yasal bir dayanağı da bulunmamak tadır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak 8, 60, 61 ve 62 parsel sayılı taşınmazlara yöneltilen davaların reddine, taşınmazların hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemenin bu olguları gözardı ederek yazılı şekilde hüküm kurması isabetsizdir.
3- Davalı hazinenin 9 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: 9 parsel sayılı taşınmaz ham toprak niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, hükme dayanak yapılan keşif de dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık meydana geldiği halde mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, giderilmemiştir. Öte yandan uzman ziraatçi bilirkişiler tarafından ibraz edilen 29.6.1992 günlü raporla 26.6.1998 günlü rapor arasında 9 parsel sayılı taşınmazın fiziksel yapısının değerlendirilmesine ilişkin raporlar birbiri ile çeliştiği halde çelişki giderilmemiştir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman ziraatçı bilirkişi, 9 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra 9 parsel sayılı taşınmaz, mahkemece görülüp gözlenmeli, mahkemenin gözlemi keşif tutanağına geçirilmeli, uzman ziraatçi bilirkişiden gözlemi yansıtacak ve aralarında çelişki bulunan 29.6.1992 günlü 26.6.1998 günlü raporlar arasında ki çelişkiyi giderecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemenin bu olguları gözardı ederek yazılı şekilde hüküm kurması isabetsizdir
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları yerinde görül düğünden 8, 60, 61 ve 62 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün ( 2 ) numaralı bentte 9 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.5.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy