(3402 S. K. m. 13/B-C, 14, 20, 21) (743 S. K. m. 639, 641, 905)
Dava: İ. ile hazine ve Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair (Çağlayancerit Asliye Hukuk Hakimliği)nden verilen 12.11.1998 gün ve 90/103 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından süresince istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı zilyetlik hukuki nedenine dayanarak dav konusu 3 parça taşınmazın adın tescilini istemiştir. Mahkemce davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı le yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemce takdir edilerek karar verildiğine ve taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına ve dava konusu taşınmazın hukuki niteliği itibariyle iktisaba engel bir durumunun bulunmadığı ve davacının dava tarihine kadar olağanüstü kazandıırcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşulları tamamlanarak mülkiyet hakkının doğduğu anlaşıldığına göre dava konusu taşınmazlardan Kızandere mevkiinde bulunan 10055 m2 yüzölçümlü ve hükmün c2 fıkrasında yazılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün (ONANMASINA).
Hükmün A2 ile B2 fıkralarında yazılı Kızandere mevkiinde bulunan 6905 ve 6240 m2 yüzölçümlü taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince: Keşifte dinlenen jeolog bilirkişi dosyada mevcut 29.5.1998 tarihli raporunda; bu taşınmazların niteliğini belirlerken; başlangıçta dere yatağı olup sonradan ıslah çalışmalarıyla kullanılabilir arazi haline geldiğini yani dere yatağından kazanılmış tarım arazisi olduğunu bildirmiş ise de, taşınmazın bitişiğindeki derenin halen aktif dere niteliğinde olup olmadığını açıklamadığı gibi ıslah çalışmalarının ne zaman başladığı ve bitirildiği hususunda da bilgi vermemiştir. Bu husus yerel bilirkişi ve tanıklardan da sorulmamıştır. Bu taşınmazlarla ilgili olarak öncesinin dere yatağı olması nedeniyle, dere yatağının zilyetlikle kazanılmasının mümkün olup olmıyacağı hususu uyuşmazlık konusudur. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri tespit ve tarif eden Mk.nun 641. maddesinde "akarsular ve yataklar" menfaati umuma at mallar olarak nitelendirilmiştir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve menfaati umuma ait kamu malalarından sayılan akarsu ve yatakları ektrafındaki arazi sahipler ile kamunun su ihtiyacını karşılamak üzere aktifg olarak kullanıp ve yararlanmalarının sağladığı sürece özel mülkiyete konu olmazlar. Gerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve gerekse ihya yolu ile kazanılamazlar. Ancak sular kendiliğinden kuruyan, çekilen ve yatak değiştiren akarsular, doğal nitelikleri sonucu sonucu kazandıkları kamu malı nitelikleri kurumak, suları çekilmek veya yatak değiştirmek gibi tabi olaylar nedeniyle bu fiili değişiklikler sonunda kamu malı nitelikleride son bularak medeni hukukta düzenlenmiş özel mülkiyet konusu olabilirler. HGK.nun 2.10.1996 tarih 1996/ 20-429-643 sayılı kararında da ifade edildiği gibi "halen aktif olarak dere yatağı olmayan yerlerin koşullarının gerçekleşmesi durumunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinebileceği kuşkusuzdur". Ancak yukarıda da açıklandığı gibi taşınmazın halen aktif dere yatağı olup olmadığı veya gerek tabi olaylar sonucu kuruma, suların çekilmesi, yatak değiştirmesi sonucu, gerekse ıslah çalışmaları yapılmak suretiyle niteliğinin değişip değişmediğinin ve bu değişme tarihlerinin ve olayımızda olduğu gibi ıslah çalışmalarının yapıldığı ve sonuçlandığı tarih araştırılıp tespit edilerek bu tarihler itibariyle dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının mevcut olup olmadığının araştırılması gerekir. Bu hususta jeolog bilirkişi raporu yeterli olmadığı gibi mahkemenin araştırması da bu taşınmazlarla ilgili olarak hüküm vermeye yeterli değildir. Taşınmazların hukuki nitelikleri belirlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün A2 fıkrasında yazılı Kızandere mevkiindeki 6095 m2 yüzölçümlü ve B fıkrasında yazılı aynı mevkiide bulunan 6240 m2 yüzölçümlü taşınmazlarla ilgil bölümlerin açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA) ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 2.7.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy