(3402 S. K. m. 20)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin yasal süresinde olduğu anlaşıldı. Tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 251 parsel sayılı 39950 m2 yüzölçümündeki taşınmaz demir girmez niteliğinde olduğundan söz edilerek 509 parsel sayılı 50300 m2, 512 parsel sayılı 29386 m2, 507 parsel sayılı 89500 m2 yüzölçümündeki taşınmazlarda dava dışı parsellere uygulanan vergi kayıtlarının miktar fazlası olarak hazine adına tespit edilmiştir. İtirazları komisyonca ret edilen Namık ve paydaşı ayrı tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Musa'nın adına tespit edilen 249 sayılı parselin miktarının az yazıldığını ileri sürerek sayılı parsele yaptığı itirazının komisyonca ret edilmesi üzerine 507 sayılı parsel hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinde başka tapu kaydına dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmış; bu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece Namık ve paydaşının davasının reddine, Musa'nın davasının kısmen kabul, kısmen reddine 251, 509, 512 sayılı parsellerin tespit gibi hazine adına tesciline 507 sayılı parselin teknik bilirkişinin düzenlediği 26.10.1998 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 41300 m2 bölümünün hazine adına, (B) harfi ile gösterilen 48200 m2 bölümünün ise davacı Musa adına tesciline karar verilmiş hüküm davacı Musa tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacının temyiz konusu ettiği 251, 509 ve 212 sayılı parsellerle ilgili davası bulunmadığı gibi belirtilen parseller hakkındaki davanın tarafı durumunda da değildir. Taraf olmayan kişinin temyiz inceleme isteği kabul edilemez. Bu nedenlerle davacının belirtilen parsellerle ilgili hükme yönelik temyiz inceleme isteğinin REDDİNE,
2- 507 sayılı parselle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Mahkemece davacının dayandığı ve hazinenin de taraf olduğu tescil davası sonucunda kurulan 03.07.1964 gün 8 sayılı tapu kaydının yüzölçümü bakımından çekişmeli taşınmazın bir bölümünü kapsamadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de sözkonusu tapu kaydının haritası bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne göre kayıt ve belgelerin haritasının bulunması halinde kapsamının sözkonusu haritaya göre belirlenmesi ve uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerekir.
Haritaya davalı kayıtlarda kayıt kapsamının tapunun yüzölçümüne ya da sınırlarına göre belirlenmesi doğru değildir. O halde davacı tapu kaydının dayanağı tescil haritası ile kadastro haritasının ölçekleri eşitlenerek ve çakıştırılmak suretiyle uygulanıp kapsamı belirlenmeli, tescile haritası kapsamında kalan alanın davacı taraf adına tapu kaydının dayanağı haritanın kapsamı dışında kalan kesiminin hazine adına tesciline karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir uygulama yapılmadan ve teknik bilirkişiden infazı mümkün harita düzenlettirilmeden karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.07.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy