(3402 S. K. m. 25, 26) (2924 S. K. m. 11, 12)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava Sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin yasal Süresinde olduğu anlaşıldı. Tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Hükmüne uyulan daire bozma kararında bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki aykırılığın giderilmesi, davacıların aynı köy nüfusunda kayıtlı olup olmadıklarının ve 5 yıldan beri o yerde oturmakta olup olmadıklarının araştırılması, varılacak sonuca göre hüküm kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararı çerçevesinde yapılan araştırma sonucunda davacıların Beşiktaş ilçesi nüfusundan 1998 yılında nakli hane suretiyle taşınmazın bulunduğu yer nüfusuna kayıt edildikleri ve kadastro tespitinin yapıldığı 1997 tarihinde ve taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığı 1994 tarihinde davacıların taşınmazın bulunduğu yer nüfusunda kayıtlı olmadıkları anlaşılmıştır. Davanın dinlenebilme şartları kadastro tespitinin yapıldığı ve tutanağın düzenlendiği güne göre belirlenir. Davacılar tespit tarihinde o yer nüfusunda kayıtlı olmadıklarına göre davadan sonra bu koşulun yerine getirilmiş olması lehlerine bir sonuç doğurmaz.
Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak hükmüne uyulan bozma kararında belirtildiği gibi 4127 sayılı Kanunun 5. maddesinde öngörülen koşulun yerine gelmediği dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.09.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacılar dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf eden kişiler olarak adlarının yazılması isteğiyle dava açmışlardır. İstek 4127 sayılı Kanunun 2924 sayılı Kanunu değiştiren bölümü ile ilgilidir. Anılan Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasına göre bu kanuna göre hazine adına tespiti yapılacak taşınmazlar üzerindeki muhtesat ile tasarın edenlerin isimlerinin kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmesi öngörülmüştür. Nitekim mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonunda davacıların taşınmazı tasarruf ettikleri belirlenmiş ve adlarının beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir. Hükümde bu açıdan bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Her ne kadar aynı maddenin izleyen bölümünde hak sahiplerinin belirlenmesi için o köyün nüfusuna kayıtlı olmaları ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihten geriye yönelik 5 yıl süre ile ikamet etmiş bulunmaları koşulları getirilmiş ise de; bu hususların incelenmesi ve saptanması Orman Bakanlığının yetkisine verilmiş idari işlemlerdir. Mahkemenin görevine giren hususlar değildir. Her ne kadar 25.09.1998 tarihli bozma ilamında bu hususların araştırılması öngörülmüş, mahkemece bozmaya uyulmuş ve bu hususlar araştırılmış ise de mahkemenin ve Yargıtay incelemesinde Yargıtay'ın görevine girmeyen bir husus hakkında yapılan bozma tarafların lehine veya aleyhine olarak yorumlanamaz. Mahkemece bozmaya uyulmuş olması da kazanılmış hak sayılmaz. Açıklanan nedenlerle hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken bozulması doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy