(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle duruşma için tebliğ edilen 7.3.2000 günü belirlenen saatte temyiz eden hazine vekili ile müdahil davacılar vekili geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu, dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 106 ada 1 parsel sayılı 575071 m2, 107 ada 1 parsel sayılı 845048 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kayıtlarına, miras hakkına, pay satın almaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar Cemil .... ve paydaşları adlarına tespit edilmiştir. Davacı hazine İbrahim ... ve paydaşlarına Keskin ilçesinde iskanen verilen taşınmazlar karşılığı dava konusu taşınmazların hazineye kaldığını, taşınmazlar üzerinde davalılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek Nadir ... ve arkadaşları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilip, Salih .. ve arkadaşları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katıldık tan sonra davacılar ve katılanların davalarının reddine, taşınmazların davalılar adlarına payları oranında tapuya tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacılar ve katılanlar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanıp değerlendirilen delillere hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, katılanların zilyetliğinin ferii nitelikte olduğu resmi senetle belirlenmiştir. Bu nedenlerle davacılar Nadir .... ve arkadaşları ile davaya katılanlar Salih ... ve arkadaşlarının tüm temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerin deki hükmün ONANMASINA, 2080.000 lira ilam harcının katılanlardan alınmasına,
2- Davacı hazinenin 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Dosya kapsamına, toplanıp değerlendirilen delillere göre davalıların ortak miras bırakanın iskana tabi tutulmadığı belirlendiğine göre davacı hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitine dayanak yapılan davalıların dayandığı vergi kaydının yüzölçümüyle dava konusu taşınmaza kapsadığı dosya içeriğiyle belirlenmiştir. Ne var ki vergi kaydı mülkiyet belgesi niteliğinde değildir. Zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmesi olanaksızdır. Kaldıki, uzman bilirkişi 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 100 dönümlük kesimi dışında kalan bölümünün mera niteliğinde olduğunu tarıma elverişli kültür arazisi niteliğinde olmadığını ve sürülmediğini belirtmiştir. Ne var ki uzman bilirkişice düzenlenen haritada tarıma elverişli 100 dönümlük bölüm gösterilmemiştir. Hal böyle olunca 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı içeriği ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ve uzman bilirkişinin raporunun çeliştiği kuşkusuzdur. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişiye 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tarıma elverişli olduğu belirlenen bölümü haritada işaret ettirilmeli tarıma elverişli olmayan kesimlerin 3402 sayılı Kadastro Kanunun 18. maddesi hükmü gereğince hazine adına tesçiline karar verileceği gözönünde tutulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle 106 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün BOZULMASINA,
3- Hazinenin 107 ada 1 sayılı parselle ilgili hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava konusu taşınmazların kanunları uyarınca hazineye kalan yerlerden olduğu ve İbrahim ....ın mecburi iskana tabi tutulduğu kanıtlanamamıştır. Öte yandan davalı tarafın tutunduğu vergi kaydının taşınmaza ait bulunduğu ve taşınmaz üzerinde davalı tarafın zilyetliğinin iktisap zamanaşımı süresine ulaştığı toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenlerle hazinenin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki davalı tarafın tutunduğu ve tespite dayanak yapılan vergi kaydı değişebilir sınırlı kayıtlardandır. Bu itibarla vergi kaydı fazlasının belgesiz olduğunun kabulü gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesi hükmüne göre bir kişinin aynı çalışma alanı içinde belgesiz zilyetlik yoluyla 100 dönüm taşınmaz edinebilmesi mümkündür. Davalıların belgesiz zilyetlikle taşınmaz edinmedikleri dosya içeriğinden anlaşılmış isede aynı gün Yargıtay incelemesi için gönderilen dava dosyaları içeriğinden bu davalara konu belgesiz taşınmazların yüzölçümlerinin 100 dönümü aştığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yönler gözönünde tutularak görülmekte olan davalara konu olan belgesiz taşınmazlardan davalıların 100 dönümünü iktisap edebelecekleri dikkate alınarak tüm derdest davalar araştırılmalı, davalıların tercih hakları sorulmalı, vergi kaydının yüzölçümü ile kapsamında kalan taşınmaz kesiminin davalılar adına fazlasının ise davalıların tercih hakları sorulduktan sonra oluşacak duruma göre davalılar ya da hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile 107 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün BOZULMASINA,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren hazine yararına takdir ve tespit olunan 10 milyon lira avukatlık parasının katılan davacılar ile davalılardan alınarak hazineye verilmesine, sonuca göre vekille temsil edilen hazine dışındaki katılan davacılar yararına avukatlık parası takdirine yer olmadığına, 7.3.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy