(3402 S. K. m. 13) (1086 S. K. m. 297)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle duruşma için tebliğ edilen 18.4.2000 günü belirlenen saatte temyiz eden Mustafa ... ve paydaşları vekili avukat ... ile aleyhine temyiz istenilen Hatice ... ve paydaşları vekili avukat ... geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu, dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında davacıların dayandığı tapu kaydının Haziran 1318 tarih 17 numarada İsmail çocukları Abdullah ve Emin adına 1/2 oranında kayıtlı olduğu, Abdullah'ın 1929 yılında öldüğü payının intikal görmediği Eminin 1916 yılında ölümünden sonra 1/2 payının mirasçıları adlarına Nisan 957 tarih 1 numarada intikal gördüğü gözönünde bulundurularak tarafların bildirmiş oldukları delillerinin toplanılması, tapu kaydının 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 13. maddesi gereğince hukuksal değerini koruyup korumadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece daire bozma kararına uyularak bozma kararı çerçevesinde yapılan araştırma ve uygulama sonucunda davacılar ve katılanların davalarının kabulüne, karşılıklı davacılar Nefise ... ve arkadaşlarının davalarının reddine, taşınmazların tapu kayıt malikleri adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı-davacılar Nefise ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların Haziran 1338 gün 17 sayılı Abdullah ve Emin adına yazılı tapu kaydı ve gittilerinin kapsamında kaldığı toplanan deliller ve dosya içeriği ile anlaşılmıştır. Taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlıkta bulunmamaktadır. Mahkemece tapu kaydının hukuksal değerini koruduğu ve zilyetleri yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de kayıt maliklerinden 1/2 pay sahibi Abdullah'ın 1929 yılında öldüğü; adı geçenin payı yönünden kaydın intikal görmediği, kayıt maliki Emin'in 1916 yılında Medeni Kanunun yürürlüğü gününden önce öldüğü, mirasını karısı Şerife ile kızları Hatice ve Safiye'ye bıraktığı Emin mirasçılarının taşınmazın 1/2 payını 2.4.1957 gün 1 sayılı tapu kaydı ile kendi adlarına intikal ettirdikleri, taşınmaza 1938 yılında vergi kaydının oluşturulduğu ve taşınmazı tapu dışı olarak satın aldıklarını ileri süren Hasan oğlu İsmail, ... ve U... adına vergiye kayıt edildiği o tarihten itibaren tapu kaydının 1/2 payının Emin mirasçıları adına intikal ettiği güne kadar taşınmazda vergi kaydı malikleri ve haleflerinin zilyet oldukları Emin karısı Şerife'nin de 1967 yılında öldüğü ve adı geçenin payı yönünden kaydın intikal görmediği ve 1990 yılına kadar kayıt malikleri ile zilyetleri arasında uyuşmazlık çıkmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Tapu kayıt malikleri ya da mirasçıları arasında tapu dışı paylaşmanın yapıldığı, taşınmazın Emine payına isabet ettiği, iddia ve ispat edilmemiştir. Esasen bozma ile bu yönler kesinleşmiştir. Bu durum da taşınmazın tapu kaydına göre 1/2 payına malik Abdullah payı yönünden kadastro tesbitinin yapıldığı 1990 yılına kadar zilyetler yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleştiğinin ve taşınmazın Abdullah'a ait 1/2 payının vergi kaydı maliki olan zilyetler ve halefleri tarafından iktisap edildiğinin kabulü gerekir. Öte yandan Emin karısı Şerife payı 2.4.1957 gün ve 1 sayılı tapu ile adı geçen adına intikal etmiş ise de; Emine karısı Şerife 1967 yılında ölmüş ve payı mirasçılarına kayden intikal etmemiştir. Kadastro tesbitinin yapıldığı güne kadar Şerife payı yönünden de zilyetler yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 13/B-c maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Eminden kızı Hatice ve Safiye'ye intikal eden payların durumuna gelince; Emin karısı Şerife ve Hatice'nin paylarını Emin kızı Safiye'ye tapu dışı olarak 1938 yılından önce sattıkları, Safiye'nin de taşınmazı kocası aracılığı ile vergi kaydı maliklerine satıp zilyetliğini devrettiği ileri sürülmüş ise de tapulu taşınmazın mirasçılardan biri ya da birkaçı tarafından diğer mirasçıya tapu dışı satışının yazılı olması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi hükmü gereğidir. Şerife ve Hatice'nin satışına ilişkin olduğu ileri sürülerek ortaya konulan belgeler HUMK. nun 297. maddesinde yazılı koşulları taşımadığından yazılı belge olarak kabul edilemez. Bu nedenlerle Hatice ve Şerife'nin paylarını Emin kızı Safiye'ye sattıkları Safiye'nin de kocası aracılığı ile taşınmazı vergi kaydı maliklerine satıp zilyetliğini devrettiği iddiasının kabulü mümkün değildir. Safiye'nin kocasının yaptığı satışa muvafakat ettiğine dair delil ve belge ortaya konulmamıştır. Kaldı ki, kocanın eşine ait taşınmazı satma yetkisi de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle 2.4.1957 gün 1 sayılı tapu yazılı Hatice ve Safiye payları yönünden taşınmazları kapsadığı kabul edilen tapu kaydının geçerliliğini koruduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu yönler dikkate alınmak suretiyle 1/2 pay sahibi Abdullah payı ile Eminin karısı Şerife payı yönünden zilyetliğe Hatice ve Safiye payı yönünden tapu kaydına değer verilerek hüküm kurulması gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendilerine vekille temsil ettiren taraflar yararına, kararın niteliğine göre, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 25.04.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Dava konusu taşınmazların 1929 yılında ölen Abdullah ve 1916 yılında ölen Emine ait tapu kaydının kapsamında kaldığı tartışmasızdır. Abdullah ve Emin yahut mirasçıları arasında paylaşma yapıldığı kanıtlanmamıştır. Abdullah 1929 yılında öldüğüne ve tapu kaydı intikal görmediğine göre en son zilyetler yararına tapu kaydı hukuki değerini kaybetmiştir. Emin 1916 yılında ölmüş eşi Şerife ... ile kızı Hatice ...ın taşınmazlardaki payını Eminin kızı Safiye ...e devrettikleri dosya içerisinde bulunan senet içeriğin den anlaşılmıştır. Mirasçılar arasındaki devir yazılı olmak koşulu ile geçerlidir. Böylece Eminin tüm payları Safiye'de toplanmış ve Safiye'nin eşi Öksüz taşınmazda zilyet iken üçüncü kişilere satmış ve devretmiştir. Bu kişiler taşınmazın bir bölümüne mandıra yapmış daha sonra cezaevi olarak kullanılmıştır. Bu işlemlere karşı Safiye ve mirasçıları tarafından karşı çıkılmamıştır. Nitekim satın alanlar adına 1938 tarihli vergi kaydı oluşturulmuştur. Her ne kadar Eminin bir kısım mirasçıları 1957 yılında tapuda intikal yapmışlar ise de bu tarihe kadar 20 yıllık süre dolmuş ve Eminin payı hukuki değerini kaybetmiştir. Mirasçılar bu tarihten sonra dahi yapılan satış işlemlerine ve taşınmazlar üzerinde bina yapılmasına karşı çıkmamış, 1990 yılına ve tesbitten kısa bir zaman önce Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı tarihe kadar yapılan tüm işlemlere itiraz etmeyerek muvafakat etmişlerdir. Bu nedenlerle taşınmazların en son satın alan zilyetleri adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz ve hükmün bu gerekçeyle bozulması gerekirken kısmen ve bir kısım paylar yönünden bozulması doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy