(3402 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 151)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 123 ada 4 parsel sayılı 4180,83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına,miras yolu ile gelen hakka kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine 125 ada 8 parsel sayılı 452,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve zilyetliğe dayanılarak eşit paylarla Kadir ve İbrahim adlarına tespit edilmiş, 4 sayılı parsel üzerindeki ahşap samanlık, kuruluk ve kargir garajın Kadir ait olduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı Kadir satın almaya dayanarak taşınmazların tamamının kendisine ait olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 36.maddesi hükmü gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Dava dosyası içeriğine göre yerel mahkemenin gerekçesinde, vardığı sonuçta isabet bulunmamaktadır. 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 36.maddesi hükmünün uygulanabilmesi için dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi zorunludur. Ne var ki, kadastro tespitine dayanak yapılan tapu ve vergi kaydı, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ile çekişmeli taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilmemiştir. Şu hale göre dosya keşfe hazır hale gelmemiştir. Bu hali ile taşınmazlar başında keşif ve uygulama yapılmasına olanak yoktur. Dava dosyası keşfe hazır hale getirilmeden taşınmazlar başında keşif yapılmasına karar verilmeside dava ekonomisine aykırıdır. O halde dayanılan tapu ve vergi kaydı ile dava konusu taşınmazlara komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli,dava dosyası bu yolla keşfe hazır hale getirilmeli, bundan sonra davacıya 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 36.maddesi hükmü dikkate alınarak keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul bir süre verilmeli, süre verilirken usulun 159. ve 163 maddesi hükümleri göz önüne alınmalıdır. Kaldıki, davacı tarafın tutanağa geçen beyanları usulun 151.maddesi hükmü gereğince belgelendirilmiş olmadıkca aleyhine hukuksal bir sonuç doğurması mümkün değildir. Bu olğular dikkate alınarak araştırma ve uygulama yapılmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.3.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Dava konusu taşınmaz kardeş olan taraflar adına eşit paylarla tespit edilmiştir. Davacı taşınmazın babasına ait iken 1974 tarihli senetle satın aldığını ileri sürmüş ve tamamının adına tesçile karar verilmesini istemiş, taraflar tanıklarını bildirmişlerdir. 8.2.1999 tarihinde keşif yapılmasına bilirkişi ve tanık ücretleri ile diğer keşif giderlerinin yatırılmasına karar verilmiş, buna rağmen davacı keşif giderini yatırmamış, 5.4.1994 tarihli oturumda yeniden keşif günü verilmesini istemiştir. Aynı oturumda önceki karar doğrultusunda yeniden keşif günü belirlenmiş buna rağmen davacı keşif giderini yatırmamıştır. 3.5.1999 tarihli oturuma davacı gelmemiş, bu oturumda keşif kararı verilmiş ve davacıya 3402 sayılı Kanunun 36. maddesi uyarınca giderleri yatırması için davetiye çıkarılmasına karar verilmiştir. Buna rağmen davacı yine keşif giderini yatırmamış, 14.6.1999 tarihli oturumda davacıya kesin süre verilerek keşif giderini yatırması istenmiş davacı yine keşif giderini yatırmamış daha sonraki 12.7.1999 tarihli oturuma davacı katılmış bu kez yeniden kesin mehil verilerek keşif giderini yatırması bir kez daha ihtar edilmiştir. Davacı yine keşif giderini yatırmamış, 13.9.1999 tarihli oturumda keşif giderini yatırmıyacağı nı dosya kapsamına göre karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davacının keşif isteğinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş, esas hakkındaki diyeçeklerini bildirmesi için mehil verilmiş 18.10.1999 tarihli oturumda davacı keşif giderini yatırmıyacağını tekrarlamış dosya kapsamına göre karar verilmesini istemiştir. 29.10.1999 tarihli son oturumda davanın reddine karar verilmiştir. Açıklandığı gibi mahkemece davacıya birçok kez mehil verildiği halde keşif giderini yatırmamış ve yatırmıyacağını açıkça beyan etmiştir. Davacının iddiasına göre keşif yerinde sadece bilirkişi ve tanıkların dinlenmesi sözkonusudur. Komşu parsel kayıtlarının getirilmesine ve uygulanmasına gerek bulunmadığı halde mahkemece bu deliller dahi toplanmıştır. Çoğunluğun bozma ilamında belirtildiği gibi dosyanın keşfe hazır olmadığı sözkonusu değildir. Taraflar tanıklarını bildirmiş ve sadece bunların beyanları ile hüküm kurulacaktır. Buna rağmen davacı keşif giderini yatırmadığına göre 3402 sayılı Kanunun 36. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken davanın ileri sürülüş biçimine ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle bozulması doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy