(3402 S. K. m. 13, 14, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 167 ada 32 parsel sayılı 63100 m2 yüzölçümündeki ve aynı ada 17 parsel sayılı 148200 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı aynı ada 18 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının; 159 ada 187 parsel sayılı 13800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı ada 133 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Esat ...ın 32 sayılı parselin tümünün zilyetliğinde olduğunu yararına edinme koşullarının gerçekleştiğini öne sürerek açtığı dava ile yine Esat ...,Cemal ...., Kemal .... ve Halit ....ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 167 ada 17 ve 159 ada 187 sayılı parseller hakkında birlikte açtıkları davalar birleştirilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 159 ada 187 sayılı ve 167 ada 32 sayılı parselin tümü ile 167 ada 17 sayılı parselin teknik bilirkişinin haritalı raporunda ( A ) harfi ile gösterilen kesiminin eşit paylarla davacılar Esat,Cemal, Kemal ve Halit .... adlarına, 17 sayılı parselin teknik bilirkişinin haritalı raporunda ( B ) harfi ile gösterilen kesiminin ise hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş,hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı hazinenin temyizi 167 ada 32 ve 159 ada 187 parsel sayılı taşınmazın tümü, 167 ada 17 parsel sayılı taşınmazın haritasında ( A ) harfi ile işaretli davacılar adına paylı olarak tescile karar verilen kırmızı renklerle taralı 100.000 m2 yüzölçümündeki bölümle ilgili hükümlere yöneliktir. Mahkemece 167 ada 32 parsel sayılı taşınmaz üzerinde adına tescile karar verilen davacı Esat Taş yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının; dava ve temyize konu diğer taşınmazlar üzerinde ise adlarına tescile karar verilen zilyetleri davacılar yararına aynı Yasanın 14. maddesi hükmünce kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Hernekadar mahkemece davacı Esatın tutunduğu dava dışı 18 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının dava konusu 32 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı kabul edilmiş ise de, tutunulan tapu kaydı çorak sınırı itibariyle değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olup bu nedenle 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 20. maddesi hükmüne göre kapsamının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunludur. Bu olgu dikkate alındığında dayanılan tapu kaydının dava konusu 32 parsel sayılı taşınmazı kapsaması olanaksızdır. Öte yandan davacıların dayandığı 159 ada 187 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı kabul edilen vergi kaydında tarif edilen sınırlar dikkate alındığında batıda tarif edilen Ali sınırının taşınmaz çevresinde bulunmadığı bu sınırın açık kaldığı kural olarak hali sınırının değişebilir sınırlardan olduğu gözönünde tutulduğunda dava konusu taşınmazı kapsaması olanaksızdır. Bu durumda dava ve temyize konu 167 ada 17 parsel sayılı taşınmazın haritasında ( A ) harfi ile işaretli 100.000 m2 yüzölçümündeki bölümü ile aynı ada 32 parsel sayılı taşınmaz ile 159 ada 187 parsel sayılı taşınmazın tümü yönünden uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Ne var ki yerel mahkemece zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizir. O halde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi ve tarafların gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazlar üzerinde davacıların sürdürdüğü zilyetliğin başlanğıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, hükme dayanak yapılan keşifde dinlenen bilirkişi ve tanıkların beyanları ile yapılacak keşifde dinlenecek bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14 maddesi hükmünde öngörülen koşullarla davacıların 20 yılı aşkın süre ile taşınmazlar üzerinde zilyetliklerinin bulunduğu belirlendiği takdirde aynı çalışma alanı içinde bir kişinin kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla edinebileceği toplam taşınmaz miktarının sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm olabileceği gözönünde tutulmalı, bu nedenlerle dava dışı başka taşınmazlarda kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle davacı taraf adına başkaca taşınmaz mal tespit edilip edilmediği incelenmeli, tespit edilen taşınmaz var ise tespit tutanakları getirtilmeli, incelenmeli, 13 parsel sayılı taşınmazın Esat .... adına belgesizden zilyetlik yoluyla tespit edildiği dikkate alınmalı, ayrıca 32 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak Esat ....ın dava açtığı, Esat dışındaki davacıların dava açmadığı tutunduğu tapu kaydında davacı Esat ....ın 1/4 nispetinde payı bulunduğu bu olgu karşısında Esat ....ın 32 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak açtığı davanın payı ile sınırlı olarak çözümleneceği gözönünde tutulmalı, uzman bilirkişiden haritalı , ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.4.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy