(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 214 parsel sayılı 35700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Hakkı ... ve İzzet ... adlarına, 443, 444, 445 parsel sayılı 82700, 25000 ve 67000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ayrı vergi kayıtlarına, ifraza satın almaya kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Abdullah ... ve paydaşları adına, 442 parsel sayılı 21000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenlere ve miras yolu ile gelen hakka, pay satın almaya kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak M. Emin ...... ve paydaşları adına, 446 parsel sayılı 167500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise miras yolu ile gelen hakka dayanılarak ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen hazine taşınmazların yitik kişilerden hazineye kalan yerlerden olduğunu öne sürerek ve tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece 442 sayılı parsel hakkındaki Yargıtay bozma ilamına uyularak ve davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların reddine, taşınmazların tespitlerinde olduğu şekilde davalılar (ölmüş davalıların mirasçıları) adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığı saptanamamıştır. Öte yandan dava ve temyiz konusu 214 sayılı parsele revizyon gören vergi kaydının taşınmaza ait olduğu belirlenememiş ise de söz konusu parsel üzerinde tespit günü itibariyle zilyetleri yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, 443, 444, 445, 442 parsel sayılı taşınmazların tespite dayanak yapılan vergi kayıtlarının kapsamında kaldığı söz konusu taşınmazlar üzerinde tespit gününde zilyetleri yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenlerle söz konusu parsellerle ilgili hükme yönelik hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Dava ve temyiz konusu 446 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince: Tespite dayanak yapılan vergi kayıtlarında güney sınır Çiligan (Cilgani) suyu olarak gösterilmiştir. Söz konusu suyun çekişmeli taşınmazın kuzeyinde olduğu belirlenmiştir. Hal böyle olunca, güneyinde söz konusu suyu sınır olarak gösteren vergi kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığı kabul edilemez. Bu durumda taşınmaz üzerinde zilyedi yararına belgesiz zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne göre bir kişinin aynı çalışma alanı içinde belgesiz zilyetlikle kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz edinebilmesi mümkündür. Hal böyle olunca Kamil mirasçıları davalıların bu sıfatla çekişmeli taşınmazın 100 dönümlük kesimini kazanabilirler. Çekişmeli taşınmaz 167500 m2 olduğuna göre taşınmazın zilyetleri tarafından iktisap edilebilecek 100 dönümlük kesiminin zilyetleri adına 100 dönüm fazlası 67500 m2'lik kesiminin ise hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece değerlendirmede yanılgıya düşülerek ve bu yönler dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy