(1086 S. K. m. 409) (3402 S. K. m. 14, 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine ile davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 64, 65, 66, 67, 68, 69 ve 70 parsel sayılı 79 000, 70 000, 53 250, 408 335, 161 800, 76 300 ve 251 400 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Arguvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/63 ile 1974/230 esas sayılı dosyalarında 11, 12, 13, 18, 19, 20, 36, 47, 53, 54, 57, 59, 60, 61 ve 62 parsel sayılı 20 800, 43 700, 52 350, 131 800, 150 800, 35 550, 1 231, 229 000, 313 500, 451 100, 52 000, 255 600, 177 800, 13 600 ve 82 700 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise Arguvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/63 esas sayılı dosyasında davalı olduklarından söz edilerek malikaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce Asliye Hukuk Mahkemesinde Yusuf Altın ve arkadaşları tarafından hazine aleyhine açılan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/63 esasında kayıtlı tapu iptali ve tescil davası HUMK. nun 409/5 maddesi gereğince tesbitten önce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karar kesinleşmiştir. Tutanaklarda sözü edilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/230 esasında kayıtlı Salman Poyraz tarafından hazine aleyhine açılan tapu iptali ve müdahalenin önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Dava sırasında Hasan Uçar ve arkadaşları ayrı ayrı davaya katılmışlardır. 70 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davaya Hasan Hüseyin .... ve paydaşları katılmışlardır. Mahkemece davaya katılan Veli ...ın davasının kabulüne, davacılar ve davaya katılan Veli ..... dışındaki katılanların davasının kısmen kabulüne, 64, 65, 66, 67 ve 68 parsel sayılı taşınmazların davacı ile davaya katılan Veli .... dışındaki davaya katılanlar adına dosyada mevcut veraset ilamları doğrultusunda payları oranında adlarına, 69 parsel sayılı taşınmazın Veli ... adına, 70, 11, 12, 13, 18, 19, 20, 36, 37, 53, 54, 57, 59, 60, 61 ve 62 parsel sayılı taşınmazların ise hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine ile davacı M. Ali ..., Mustafa ve H. .. ile Hasan Hüseyin ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece hüküm kurulan ve tutanaklarında Asliye Hukuk Mahkemesinin 975/63 esas sayılı dosyası ile davalı olduğu açıklanan 11, 12; 13, 18, 19, 20, 36, 47, 53, 54, 57, 59, 60, 61, ve 62 sayılı parsellerin davalı olduğu kabul edilerek inceleme yapılarak hüküm kurulmuş ise de, Asliye Hukuk Mahkemesinin 975/63 esasında kayıtlı dava dosyasının 29.,4.1982 tarihinde davacı tarafından takip edilmemesi nedeni ile müracaata bırakıldığı, 3.5.1983 tarihinde yasada öngörülen sürede yenilenmemesi nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın kesinleştiği 975/63 esas sayılı dava dosyasının incelenmesi ile anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazların kadastro tutanakları 6.10.1983 tarihinde açılmamış sayılması kararının kesinleşmesinden sonra düzenlenmiştir. Aktarıldığı kabul edilen dava kadastro tutanakları düzenlenmeden önce açılmamış sayılmasına karar verilmesi suretiyle karara bağlandığına göre bu parseller yönünden aktarılmış davanın varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca kadastronun olağan usule göre tamamlanması için tutanak ve eklerinin Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek ve aktarılan davanın varlığından söz edilerek işin esası incelenerek hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2- Davalı hazine ile davacı Salman Poyraz mirasçısı Mustafa ...., Hacı .... ile davaya katılan Hasan Hüseyin .... ve arkadaşları vekili 64, 65, 66, 67, 68, 69, ve 70 sayılı parsellerle ilgili hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince: Temyize konu parsellerin tutanakları Asliye Hukuk Mahkemesinin 975/63 ve 974/230 esas sayılı dava dosyalarında davalı olduklarından söz edilerek açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş ise de, 1. Bentte açıklandığı üzere 975/63 esas sayılı dava dosyasının kadastro tutanakları düzenlenmeden önce açılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu itibarla 975/63 esas sayılı davanın aktarılması gereken bir davanın olduğu kabul edilemez. Ne var ki Asliye Hukuk Mahkemesinin 974/230 esas sayılı dava dosyası aktarılması gereken davadır. Davacı Hacı Poyraz ve arkadaşları hazine aleyhine açtıkları tapu iptali davasında tapu kaydına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve vergi kayıtlarına dayanarak hazine adına 4753 sayılı Kanuna göre oluşan tapu kayıtlarının iptalini istemişlerdir. Mahkemece hazineye ait tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olmadığı, dava konusu taşınmazların davacılara ait Şubat 288 yoklama 92 sayılı sicilden gelen tapu kaydı niteliği kazanan tapu kaydının kapsamında kaldığı ve davacıların zilyetliğinde bulunduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, bu konuda yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle davacıların hazine adına oluşan iptalini istedikleri tapu kayıtlarının kapsamı ile dayandıkları tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olup olmadığı, açık anlatımla aktarılan davanın kapsamını oluşturup oluşturmadığı inandırıcı biçimde uygulama yapılarak belirlenmemiştir. Davacı ve davaya katılanların dayandığı Şubat 288 yoklama tarihli 92 sayılı tapu kaydında Ömer oğulları Ahmet ve Ali ve Hüseyin malik olarak gözükmektedir. Tapu kayıt maliklerinden Alinin payı K.Sani 309 günlü 17 sayılı sicilde intikal görmüş, diğer malikler yönünden kaydın intikal görmediği yapılan inceleme ile anlaşılmıştır. K.Sani 309 günlü 17 sayılı kayıt maliki Ali (Ali) mirasçılarının dava açtığı bu davaya Şubat 288 günlü 92 sayılı kayıt maliklerinden mirasçılarının katıldığı diğer maliklerin ve mirasçılarının tapu iptali ve tescil davası açmadıkları belirlenmiştir. Şu hale göre davacılar ile davaya katılanların davaları paya ilişkin tapu iptali ve tescil davalarıdır. Taleple bağlılık kuralı gereğince uyuşmazlığın kayıt maliklerinin payları ile sınırlı olarak çözümlenmesi gerekir. Ancak, davacılar ile davaya katılanların miras bırakanlarına ait paylar belirlenmemiş, doğru sicil oluşturmak ve infaz edilebilir biçimde hüküm kurmakla görevli mahkemenin infazda tereddüt uyandıracak biçimde hüküm kurması nedeni ile anlaşılamamıştır. Anılan kayıtta yön belirtilmeksizin tarafları dere ve Musa tarlası ve tarafeyni sırt olarak gösterilmiş; miktarının 6 kil olduğu belirtilmiştir. Davacı ve katılanların dayandığı kayıt sırt sınırı itibari ile genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olup miktarı ile geçerlidir. Buna rağmen dava konusu taşınmazlardan 64, 65, 66, 67, 68, 69 sayılı parsellerin tümünün davacı taraf adına tesciline karar verilmesi nedenleri hüküm yerinde gösterilmemiştir. Davacılar ve katılanlar tapu kaydı dışında vergi kayıtlarına dayandıkları halde zilyetlik belgesi kabul edilen vergi kayıtları uygulanıp kapsamları belirlenmemiş, davacı ve davaya katılanların tapu iptali davası açtıkları tarihte yararlarına belgesiz zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı, zilyetliklerinin niteliği üzerinde durulmamış, bu hususlar değerlendirilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde öncelikle kadastro mahkemesin aktarılan 974/230 esas sayılı dava dosyasının kapsamında kalan taşınmazlar belirlenmeli, aktarılan davanın kapsamı dışında kalan taşınmazlar bulunduğu takdirde bu parsellerle ilgili tutanakların olağan yönteme göre kadastrosunun tamamlanması için kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilmeli, aktarılan davanın kapsamında kalan taşınmazlar hakkında ise inceleme yapılmalı, davacı ve katılanların dayandığı tapu kaydı ile hazinenin dayandığı tapu kayıtları ayrı ayrı uygulanmalı, teknik bilirkişiye keşfi ve uygulamayı gösteren harita çizdirilmeli, davacıların dayandığı tapu kaydının sırt sınırı itibari ile genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğu, bu nedenle miktarı ile geçerli bulunduğu dikkate alınmalı, hazineye ait tapu kayıtları 4753 sayılı Kanuna göre oluştuğundan kapsamları haritalarına göre belirlenmeli, tapu kayıtları kapsamı belirlendikten sonra davacıların dayandığı vergi kayıtları dahi ayrı ayrı uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, davacı ve katılanların kayıt maliklerinden Ali ve payı yönünden tapu iptali davası açtıkları, bu nedenle davalarının paya yönelik olduğu dikkate alınarak kayıt kapsamında kalan taşınmazların payları oranında davacılar ve katılanlar adına tesciline karar verilmeli, davacılara ait tapu kaydı kapsamı dışında ve hazineye ait tapu kayıtları içinde kalan taşınmazlar yönünden davacı ile katılanların dayandığı vergi kayıtları uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, vergi kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar ile vergi kayıtları dışında kalan taşınmazlar üzerinde hazine adına oluştuğu tarihten önceki dönemde 3402 sayılı Kadastro Kanunun 46/1 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, tarafların bu konuda göstereceği delilleri toplanmalı, hazineye ait tapu kaydının dayanağı belirtme tutanağında ismi geçen belirtmelik bilirkişileri, azaları ve tanıkları dahi çağrılıp dinlenilmeli, sözlerindeki çelişkiler giderilmeli, hüküm yerinde davacı ve katılanların dayandığı tapu kayıt maliki Ali ve in tüm mirasçılarının adları ve pay oranları belirlenerek infaz edilebilir biçimde bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.09.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy