(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle duruşma için tebliğ edilen 3.10.2000 günü belirlenen saatte temyiz eden temyiz eden hazine vekili avukat Gülan ...... ve davacılar vekili avukat İnam ..... geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu, dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan önceki tarihli Yargıtay daire bozma kararında; Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılan 975/389 esas sayılı davanın taraflarının duruşmaya çağrılarak 145,390, ve 360 sayılı parseller dışında davaya konu edilen parseller varsa bu parsellerin akıbetlerinin araştırılması, 145 sayılı parsele itiraz eden Makbule ..... ve Rabia .....in dahi davaya katılımının sağlanması, miras bırakan Hasan .......un ölüm tarihine göre terekesinin müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğunun düşünülmesi ve Hasan mirasçılarından payının mirasçıları tarafından davalılara satıldığının belirlenmesi halinde payının davalılar Nuri ..... ve ..... Karaaslan adına tescili gerekip gerekmediğinin tartışılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece önceki günlü bozma kararı gereğinin yerine getirilmesi gerektiği yönündeki sonraki tarihli Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 975/389 esas sayılı tescil davasının tarafları ile tescil davasının kapsamını teşkil eden parsellerin kadastro tutanak suretleri getirtilerek ve 145 sayılı parsele itiraz edenler duruşmaya çağrılarak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 145,360,390,435,404,319, 316, 210, 224, 164, 236, ve 161 sayılı parsellerin payları gösterilmek suretiyle Hüseyin oğlu Hasan ...... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş,hüküm davalılar hazine, Nuri ....., Murtaza ......ile davacılar Hasan ...... ve Feride ..... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu taşınmazların öncesinin tarafların ortak miras bırakanı Medeni Kanunun yürürlüğü gününden önce ölen Hüseyin oğlu Hasana ait olduğu, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılmadığı, Hüseyin oğlu Hasanın ölüm gününe göre terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunmadığı toplanıp değerlendirilen deliller ve dosya içeriği ile belirlenmiştir. Dava konusu 360, 435, 404, 319, 316, 210, 224, 164, 236 ve 161 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif,uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller ve bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönlerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacılar Hasan, Şahide, Feride ...... ile davalı hazinenin yeride görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile aleyhindeki hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına, davacılardan ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
2-Davalılardan Nuri ..... ile Murtaza ......ın 145, ve 390 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu 145 ve 390 parsel sayılı taşınmazların Medeni Kanunun yürürlüğü gününde önce öldüğü belirlenen bu nedenle terekesi iştirak halinde mülkiyet hükmüne tabii bulunmayan Hüseyin oğlu Hasana ait olduğu mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılmadığı az yukarıda vurgulandığı gibi dosya içeriği ile belirlenmiştir. Öte yandan kural olarak mirasçılar arasında zamanaşımının işlemeyeceği tartışmasızdır. Hal böyle olunca, dava konusu 145 ve 390 parsel sayılı taşınmazlardan miras bırakan Hüseyin oğlu Hasanın mirasçılarından 972 tarihinde ölen oğlu in 1/3, miras payının mirasçıları Şahide, Hasan ve Feride tarafından 975 yılında 145 parsel sayılı taşınmaz yerinin Murtaza .......a 390 sayılı parsel yerinin de Nuri .......a satılıp zilyetliğinin devir ve teslim edildiği toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Kök miras bırakanın ölüm gününe göre terekesi iştirak halinde mülkiyet niteliğinde bulunmadığından Hasan oğlu mirasçılarının Nuri ve Murtaza'ya yaptıkları satışlar geçerlidir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava konusu 145 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının Murtaza ....., 390 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının ise Nuri .... adına tesciline, kalan payların ise kök miras bırakan Hüseyin oğlu Hasan mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, hazine dışında hükmü temyiz eden taraflardan Nuri ile Murtaza'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 145, ve 390 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün BOZULMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil edilen davalılar Nuri ve Murtaza yararına takdir olunan 10 milyon lira avukatlık parasının hazine dışındaki davacılardan alınarak adı geçenlere verilmesine, 3.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy