(3402 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan Talip... tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 136 ada 52, 53, 54, 74, 75, 76, 77, 78 parsel sayılı sırasıyla 6525 m2, 6492 m2, 5793 m2, 8115 m2, 7533 m2, 7300 m2, 8000 m2, 6100 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kayıtlarına dayanılarak hazine adına tespit edilmiş; Mevlüt oğlu Yunus ... mirasçılarının işgalinde olduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacılar Habibe ... ve paydaşları miras yoluyla gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davacılardan Talip ... tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tespitine dayanak yapılan davalı hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğu yanlar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık hazine tapu kaydının oluştuğu dönemden önce davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinden ibarettir. Hazine tapu kaydının temelini oluşturan belirtmelik tutanağında davacıların tutunduğu vergi kaydının miktar fazlasından oluşan dava konusu taşınmazlarda 1938 yılından hazine tapu kaydının oluştuğu güne kadar 20 yılı aşkın süre ile davacıların zilyet oldukları mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Sonuç: Bu olgular dikkate alınarak davanın kabulüne, taşınmazların payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılardan Talibin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.11.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Davacı tarafın miras bırakanı 4753 sayılı Kanuna göre toprak tevzii komisyonunca düzenlenen belirtmelik tutanağında belirtmelik bilirkişisi olarak bilgisine başvurulduğuna, dava konusu taşınmazların hazineye ait olduğunu açıklayarak belirtmelik tutanağını imzaladığına göre hazinenin üstün hakkını tanıdığının kabulü gerekir. Bu nedenle hazine adına tapu kaydının oluştuğu günden önce taşınmazlarda davacı tarafça sürdürülen zilyetliğe değer verilemez. Hazine adına tapu kaydı oluştuktan sonra taşınmazlarda sürdürülen zilyetlik taşınmazların hazine adına tapuya bağlanması nedeniyle hukukça değer taşımaz. Açıklanan nedenlere mahkemece oluşturan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Oluşturulan hükmün onanması düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy