(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 365 ada 5 parsel sayılı 468.05 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, kadastro tutanağı ve ekleri kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Ali K ile davalı Ali Ü ve davaya dahil edilen Mehmet K mirasçıları arasında görülmekte iken HUMK.nun 409/5. maddesine göre açılmamış sayılmasına karar verilen paya yönelik et atmanın önlenmesi davasına ait dava dosyası getirtilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, taşınmazın payları da gösterilmek suretiyle davalı Ali Ü mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde Asliye Hukuk Mahkemesinden görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın açıldığı tarihte miras yolu ile gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile davalı yararına 3402 sayılı kadastro kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazın tarafların kök miras bırakanı Mahmut K'a ait olduğu yanlar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kök miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir şekilde paylaşmanın yapılıp yapılmadığı konusunda toplanmaktadır. Kural olarak yöntemine uygun paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmeleri koşuluna bağlıdır. Öte yandan davalı tarafın paylaşmaya dayandığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Asıl olan terekenin paylaşılmamış olmasıdır. Somut olayda paylaşmanın yapıldığını kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafta olduğunun kabulü gerekir. Öyle ise kök miras bırakanın terekesine dahil tüm taşınmazların parsel sayıları taraflardan sorulup saptanmalı daha sonra bu taşınmazların tespit tutanakları ile dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, tespitlerin hangi hukuksal nedenlere göre yapıldığı araştırılıp, incelenmeli, paylaşmaya dayanılarak başka mirasçılar adına yapılan ve kesinleşen taşınmazlar olup olmadığı belirlenmeli, bu yolla miras bırakanın terekesi ve ölüm gününden sonra terekenin mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşılıp paylaşılmadığı saptanılmalı yada davalının sonraki günlü savunmasında belirttiği gibi ortak miras bırakanın ölüm gününden önce çekişmeli taşınmazı kendisine bağışlayıp bağışlamadığı araştırılmalı, miras bırakanın ölüm gününden sonra bir insan ömrüne ulaşacak şekilde çekişmeli taşınmazın davalı tarafça kullanılmış olmasının başlı başına paylaşmanın kanıtı olamayacağı göz önüne alınmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy