(6831 S. K. m. 2/B) (2924 S. K. m. 12)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1191 parsel sayılı 6370 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Orman Kanununun 2/B maddesi uygulamasıyla orman dışına çıkarıldığından hazine adına tespit edilmiş, Hüseyin Ö'in de zilyet olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı Mehmet G, Hüseyin Ö'den zilyetliği satın aldığını ileri sürerek ve senede dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davacının davasının kabulüne, tutanağın beyanlar hanesindeki Hüseyin Ö'in zilyetliğine ilişkin sözlerin iptali ile davacı adının yazılmasına karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece zilyet olduğu kadastro tutanağında belirtilen davalının davayı kabul ettiğini bildirmesi nedeni ile davanın kabulüne ve taşınmazda davacının zilyet olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş ise de hükmün yasal dayanağını oluşturan 4127 sayılı Kanunda zilyetliği kütüğün beyanlar hanesinde gösterilecek kişinin orman köylüsü olması o yer nüfusunda kayıtlı bulunması ve en az 5 seneden beri o köyde oturmakta olması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bu yönler araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 7.2.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI: Davacı dava dilekçesinde taşınmaz üzerindeki evin muhdesat olarak kendi adına yazılmasını aynı zamanda taşınmazda zilyet bulunduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesini istemiştir. Muhdesatla ilgili davalara bakmak kadastro mahkemesinin görevi içindedir. Taşınmaz üzerindeki evin tespit tarihinden önce davacı tarafından yapıldığı sabit olmuş, bu hususta karar verilmiş olup bu husus temyiz konusu değildir. Zilyetlik şerhine ilişkin davaya gelince, konuyu düzenleyen 2924 sayılı kanununu değiştiren 4127 sayılı kanunun değişik 11.maddesi kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin bu maddenin 4.fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu ayrıca Orman Bakanlığı'nca tespit edilir hükmünü getirmiştir. Aynı maddeye aynı kanunla eklenen fıkrasına göre yararlanacak kişilerin hak sahibi olabilmeleri için Orman Köyü nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl süre ile ikamet etmiş bulunmaları koşulu getirilmiştir. Dikkat edileceği gibi öngörülen işlemler Orman Bakanlığı'nın yetkisine verilmiş idari işlemlerdir. Adli yargıyı ilgilendiren bir yönü bulunmamaktadır. Kuşkusuz Orman Bakanlığının yapacağı bu idari işleme karşı ilgilinin idare mahkemesine başvurma hakkı saklıdır. Bu durumda belirlenen zilyet aleyhine açılacak davanın da idari bir işleme karşı olduğuna göre bu davanın da idare mahkemesinde görülmesi gerekir. O halde mahkemece bu hususlar göz önünde tutularak ve adli yargı yerinin yetkili olmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulması gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulması isabetsiz ve hükmün bu gerekçe ile bozulması gerekirken, değişik gerekçe ile bozulması doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy