(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Emine G'nün tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle, davacıdan senet aslı ibraz ettirilerek, senet mümzileri ile senedi tasdik eden ihtiyar heyeti tanık sıfatı ile dinlenerek, gerekirse senedin sıhhati yönünden usulün öngördüğü biçimde bilirkişiden rapor alınarak, 23.3.1957 günlü satış senedine değer verilip verilemeyeceğinin ve miras payının satılıp satılmadığının araştırılması gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, taşınmazın davacı Hasan T. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Emine G. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı çerçevesinde yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanına ait iken 23.3.1957 tarihli paylaşma senedi uyarınca dava konusu taşınmazın davacı Hasan T. payına isabet ettiği davalıya yayla deresi ve ören mevkiinden taşınmaz verildiği kabul edilerek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş isede yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı 12.1.2000 tarihli dava dilekçesinde davalının 23.3.1957 tarihli senetle kendisi ve dava dışı Ayşe A'ın paylarını kendisine sattıklarını ileri sürmüş iken bu kez vekili 15.6.2000 tarihli dilekçede paylaşma yapıldığını dava konusu taşınmazın davacı payına isabet ettiğini bildirmiştir. Her ne kadar bozma ilamında satış senedi üzerinde inceleme yaptırılması gereğine değinilmiş ve bu bozmaya karşı karar düzeltme yoluna gidilmemiş, mahkemece de bozmaya uyularak bu hususta araştırma yapılmış isede son hükümde gerekçede paylaşma yapıldığı dava konusu taşınmazın davacı payına isabet ettiği davalı Emine G. ile dava dışı Ayşe'nin başka mevkilerden taşınmaz aldıkları kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Davacının kendi dilekçesi ile vekilinin dilekçesinin içeriği farklı olduğundan öncelikle bu çelişkinin giderilmesi delillerin buna göre toplanıp değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle davacı ve vekili çağırılarak ve dilekçeleri okunarak hangi nedene dayandıkları açıklattırılmalı, şayet terekenin 1957 yılında veya daha önce paylaşıldığı, dava konusu taşınmazın davacı payına isabet ettiği ileri sürülmekte ise bu kez davalı Emine ile dava dışı Ayşe'ye Yayladeresi ve Ören mevkiinde verildiği bildirilen taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ve oluşan tapu kayıtları getirtilmeli, gerçekten davalıya bu mevkiide taşınmaz verilip verilmediği saptanmalıdır. Bundan ayrı olarak paylaşma yapılmış ise 1957 yılından tespitin yapıldığı tarihe kadar gerçekten davalı taşınmaza zilyet ise bu zilyetliğinin hangi nedene dayandığı asli mi, feri mi zilyet olduğu bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmalı, paylaşma tarihinden sonra tespit tarihine kadar geçen süre içerisinde taraflar arasında iştirak halinde mülkiyet söz konusu olamayacağından davalının taşınmazdaki zilyetliğine değer verilip verilmeyeceği tartışılmalı, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklandığı şekilde inceleme, araştırma ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.3.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak maddi yanılgı dışında bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler de kesinleşmiş olur. Dosya kapsamına göre yerel mahkeme bozma kararı gereklerini yerine getirmiştir. 5.7.1998 gününde tespiti yapılan dava konusu taşınmazın tutanak içeriğinde paylaşmadan söz edilmesine rağmen davacının dava dilekçesinde pay satın aldığını öne sürmüş olması davacının paylaşmaya dayanmadığını gösterir. Her ne kadar 3402 sayılı Yasada davacının itiraz sebep ve delilleri ile bağlı olmadığı açıklanmış isede, davacının dayanmadığı maddi vakıa ve ondan istihsal edilecek hukuki nedenin 17.10.2000 günlü bozma kararı içeriğine ve bozma kararı dışında kalan yönler kesinleştiğine göre dikkate alınmaması gerekir. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğumdan çoğunluk kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy