(1086 S. K. m. 455)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı Osman ve Fettullah Uysal tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Davacı Osman ve Fetullah Uysal Kadastro Mahkemesine verdiği 11.5.2001 günlü dilekçe ile 837 parsel s. taşınmazla ilgili daha önce Kadastro Mahkemesince 1991/246 esas s. dosya ile karara çıktığı ve bu kararın Tapu Sicil Müdürlüğünce infaz edilmesi sebebi ile daha sonra Kadastro Mahkemesince karara çıkan ve kesinleştirilen 2000/5 esas s. dosyanın kararın infaz kabiliyeti bulunmadığını ileri sürerek Tavzih taleplerinin kabulü ile 2000/5 esas s. dosyada verilen karara, tutanağın kesinleşmesinin iptali ve tutanağın geri getirilmesi ve yargılamaya devam edilmesi ibaresinin eklenmesi gerektiğini öne sürerek hükmün Tavzihini istemiştir. Mahkemece Tavzih talebinin reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm davacı Osman ve Fetullah Uysal tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yargılamanın yenilenmesini istemediğine göre, mahkemece HUMK. nun 455. maddesinde ön görülen şartlar değerlendirilerek tavzih isteminin reddine dair hüküm isabetlidir. Bu sebeplerle davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 1.720.000 TL. ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.2.2002 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu 837 parsel s. taşınmaz Yusuf Uysal ve arkadaşları adına tesbit edilmiş Hüseyir Görgülüer'in itirazı üzerine komisyonunun 22.8.1991 tarih 1991/208 s. kararı ile tespitin iptal edilmesine ve taşınmazın 1/4 payının Murat Büyükakça mirasçıları adlarına, 3/4 payın tesbit malikleri adına tesciline karar verilmiş, bu karara karşı Hüseyin Görgülüer dava açmış kadastro mahkemesinin 991/246 esas s. dosyasında yapılan yargılama sırasında davacıya taraf teşkili için kesin süre verildiği ve gereğini yapmadığı gerekçesiyle davanın reddine taşınmazın komisyon kararı gibi tesciline karar verilmesi bu hüküm temyiz edilmeksizin 19.11.1998 gününde kesinleşmiştir. Sair taraftan 3/4 pay malikleri Osman Uysal, Fetullah Uysal ve Mehmet Uysal 1/4 pay malikleri aleyhine 11.10.1991 gününde açtıkları dava ile komisyon kararının iptali ile taşınmazın ilk tespitte olduğu gibi tesbit malikleri adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemenin 18.5.2000 tarih 2000/5-44 s. kararı ile davanın kabulüne komisyon kararının iptal edilmesine ve taşınmazın 3 pay sayılarak birer pay olarak davacılar adına tesciline karar verilmiş bu hüküm temyiz edilmeksizin 2.1.2001 gününde kesinleşmiştir. Böylece aynı taşınmaz hakkında iki ayrı hüküm oluşmuştur. Kural olarak aynı taşınmaz hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi gerekir. Ancak usule ait bu işlem yapılmamış iki ayrı hüküm oluşmuştur. 18.5.1995 günlü ilk hükümde tapu sicil müdürlüğünce infaz edilmiştir. Bu kez davacılar vekili bu dosyada ikinci hükmü infaz edemediklerini bildirerek tavzih isteğinde bulunmuştur. Ortada HUMK. nun 455. ve izleyen maddelerinde yazılı olduğu biçimde tavzihi gerektiren anlaşılmayacak bir durum bulunmamaktadır. Mahkemece bu gerekçe ile tavzih isteğinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak ortada çoğunluğun bozma ilamında dolaylı olarak belirtildiği gibi yargılamanın yenilenmesi koşulları da bulunmamaktadır. Konuyu düzenleyen HUMK. nun 445/10. maddesinde kesinleşen 2 ayrı hükmün varlığı ve son hükmün ortadan kaldırılması söz konusudur. Olayda 2 ayrı kesin hüküm yoktur. Kesin hüküm olabilmesi için taraflarında aynı olması gerekir. Oysa her iki hükmün davacıları farklıdır. Kaldı ki, yargılamanın yenilenmesi son hüküm hakkında söz konusu olabilir. Son hükümde ise bir çelişki veya yanlışlık söz konusu değildir. Son hükmün infaz edilememesi söz konusudur. Bu halde ortada yargılamanın yenilenmesini gerektiren koşullar da bulunmamaktadır. Her ne kadar ilk hüküm kesinleşmiş ve Tapu siciline işlenerek iptal edilmiş ise de o davayı açan kişi de taşınmazda paydaş olmayan 3. kişidir. Davası usul yönünden reddedilmiştir. İkinci dava ise paydaşlar arasında görülmüş ve işin esası hakkında hüküm kurulmuştur. Gerçeği yansıtan infazı zorunlu olan hüküm ikinci hükümdür. İlk hükmün tapu siciline işlenmiş olması ikinci hükmün içeriği karşısında ilk hükmün infazı iptal edilerek son hükmün infazına engel teşkil etmez. Bu işlemin tapu sicil müdürlüğünce kendiliğinden ve herhangi bir merciden izin alınmaksızın yapılması gerekir. Tapu sicil müdürlüğünün bu işlemi yapmaması halinde bağlı olduğu üst kuruluşa başvurularak bu işlemin gerçekleşmesinin sağlanması gerekir. Buradan da sonuç alınmadığı takdirde ilgilinin kuşkusuz idare mahkemesine dava açma hakkı saklıdır.
Açıklanan sebeplerle çoğunluğun hükmün onanması doğrultusundaki görüşüne katılmakla birlikte gerekçesine katılmadığım gibi gerekçe olarak bu görüşün yazılması gerektiği kanaatindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy