(3402 S. K. m. 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 211, 206, 207, 229, 208, 209, 201, 199, 198, 233, 228, 210, 197, 203, 204, 205, 200 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında gösterilen taşınmazlar vergi kayıtlarına ve zilyetliğe dayanılarak ayrı ayrı tutanaklarında yazılı gerçek kişiler adına, 218, 219, 270, 272, 277, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 213, 215, 216, 217, 409, 432 parsel sayılı taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek hazine adına, 202 parsel sayılı taşınmaz zilyetliğe dayanılarak köy tüzel kişiliği adına, 411, 212, 214 ve 408 parsel sayılı taşınmazlar ise mera olarak sınırlandırılmak suretiyle, 323 parsel sayılı 381.200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malikanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Mehmet Ali ...ın davalılar Ali ve arkadaşları aleyhine açmış olduğu tapuya dayalı elatmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece biri kısım parseller hakkındaki itirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Mehmet Ali .....ın hazine köy tüzel kişiliği ve tesbit maliki gerçek kişiler aleyhine açtığı tesbite itiraz davaları da bu dava ile birleştirilmiştir. Bir kısım parseller hakkında M.Ali mirasçıları M. Kemal ve Sıracettin tarafından tesbitin kesinleşmesi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve açılmamış sayılmasına karar verilerek sonuçlanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin dava dosyası da getirtilip dosyaya konularak yapılan yargılama sonunda aktarılan davanın konusu olarak belirlenen taşınmazlar hakkında tarafların bir kısmı arasında oluşan anlaşmaya göre davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine 213, 215, 216, 217, 409, 432, 220, 232, 234, 236 ve 277 sayılı parsellerin hazine adına tapuya tesciline, 211 sayılı parselin Mehmet ve M. Kemal, 214 ve 218 sayılı parsellerin Hasan Ekinci ve M. Kemal, 219 sayılı parselin Mehmet ve Selahattin, 411 sayılı parselin Aydın, M. Kemal, Mesrure, Mehmet adlarına 206, 270 ve 272 sayılı parsellerin Hasan adına, 207 ve 229 sayılı parsellerin Abdurrahman, 208 ve 209 sayılı parsellerin Niyazi, 201 sayılı parselin Behçet, 199 sayılı parselin Naif, 198 sayılı parselin Sabri, 277 sayılı parselin Alaattin, 323 sayılı parselin Selahattin, Sıracettin ve Aydın, 212 sayılı parselin Selahattin, Alaatin ve Sıracettin, 75 ve 233 sayılı parsellerin Mehmet, 74 sayılı parselin Abdi, 76 ve 77 sayılı parsellerin Kenan, 78 ve 79 sayılı parsellerin Abdi, 228 sayılı parselin Niyazi, 210 sayılı parselin Muhyettin, 197 sayılı parselin Şemsettin, 203 sayılı parselin Ömer ve İbrahim, 204 sayılı parselin Abdulmecit ve Behçet, 205 sayılı parselin Ömer, 200 sayılı parselin Abdi, Abdulmenaf ve Kenan adlarına tapuya tesciline, 202, 231 ve 408 sayılı parsellerin köy tüzel kişiliği adına mera olarak bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hazinenin temyiz konusu ettiği 211, 206, 207, 229, 208, 209, 201, 199, 198, 233, 227, 210, 197, 203, 204, 205 ve 200 sayılı parsellerle ilgili davada hazine taraf değildir. Hazine bu parseller için dava açmamış ve davaya katılmamıştır. Bu itibarla kararı temyiz etme konusunda sıfatı bulunmamaktadır. Yine hazinenin temyize konu ettiği 213, 215, 216, 217, 409, 432, 220, 224, 236, 202 ve 231 sayılı parsellerle ilgili olarak hazine aleyhinde bir hüküm kurulmamıştır. Taraflardan birinin kendi lehine olan hükmü temyizde yararı yoktur. Bu nedenlerle yukarıda parsel numaraları yazılı taşınmazlar hakkındaki hükme ilişkin hazinenin temyiz inceleme isteğinin REDDİNE
2- Temyize konu olan 214, 408 ve 212 sayılı parseller hakkında yasal süresi içinde kadastro mahkemesinde açılmış bir dava bulunmamaktadır. Asliye hukuk mahkemesinin 988/151 esas numarasında işlem görmekte iken takipsiz bırakılması sebebi ile hiç açılmamış sayılmasına karar verilen dava dosyası bu dava dosyası içine konulmuş ise de, Asliye Hukuk Mahkemesince aktarma kararı verilmemiştir. Bu nedenlerle belirtilen parseller hakkında dava konusu kabul edilerek hüküm kurulması isabetsizdir. Söz konusu parsellerin tutanakları bu dava dosyası içine getirildiğine göre tutanakların Tapu Sicil Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmeli ve işin esası hakkında hüküm kurulmamalıdır. Mahkemece bu yönler dikkate alınmaksızın hüküm kurulması isabetsiz olup hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
3- Hazinenin temyizine konu ettiği 74, 75, 76, 77, 78, 79, 270 ve 272 parsel sayılı taşınmazlar hazine adına tesbit edilmiş, bu parsellerin tesbitine karşı Mehmet Ali mirasçıları dava açmıştır. Mahkemece söz konusu parsellerin davada taraf olmayan üçüncü kişiler adına tesciline karar verilmiştir. Oysa 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesinde öngörülen ayrık durumlar dışında davada taraf olmayan kişiler yararına hüküm kurulmaz. Mahkemece Mehmet Ali mirasçılarının davaları kabul edilmediğine göre taşınmazların hazine adına tapuya tesciline karar verilmemesi gerekir. Bu yönler dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
4- Dava ve temyiz konusu 277 sayılı parsel hakkında hükmün bir yerinde A. adına tescile karar verildiği halde başka bir bölümünde hazine adına tesciline karar verilmiş böylece çelişkili hüküm kurulmuştur. Bu yön başlı başına bozma nedeni olduğundan hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına,
5- Dava ve temyiz konusu 218 ve 219 sayılı parseller devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek hazine adına tesbit edilmiş; açılan dava sonucu mahkemece taşınmazların bir kısım payının davacı taraf adına, bir kısım payının ise davada taraf olmayan üçüncü kişiler adına tesciline karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi Kadastro Kanununun 30. maddesinde yazılı ayrık durumlar dışında davada taraf olamayanlar yararına hüküm kurulamaz. O halde davacı tarafın iddialarının araştırılması, dava kabul edildiği takdirde 1/2 payının hükümde gösterildiği gibi davacı taraf adına tapuya tesciline, diğer 1/2 payının hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmelidir. Mahkemece bu yönün dikkate alınmamış olması isabetsiz olduğu gibi yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın iddiaları ve tesbit nedeni gözönünde tutularak yeniden araştırma yapılması, tutunulan tapu kaydının sınırlarının değişmez ve taşınmazın tüm etrafını kapatacak biçimde olmadığı, bu nedenle tapu kaydının yüzölçümüne değer verilmesi gerektiğinin göz önünde tutulması, zilyetlik delillerinin değerlendirilmesi, kadastro tutanağı içeriği ile toplanan deliller arasında aykırılık bulunduğu takdirde, kadastro tutanaklarında imzaları bulunan bilirkişilerde dinlenilmek sureti ile aykırılığın giderilmesi ve kesinleşen yönler göz önünde tutularak dava konusu 1/2 pay yönünde hüküm kurulması, dava konusu olmayan payın hazine uhdesinde bırakılması gerekir. Bu nedenlerle belirtilen parseller hakkındaki hükme ilişkin hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
6- Hazinenin Dava ve temyiz konusu 323 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mehmet Ali tarafından 1960 yılında açılıp mirasçıları tarafından takip edilen ve kadastro mahkemesine aktarılan 1976/67 esas sayılı davanın 323 sayılı parsele ilişkin olduğu belirlenmiştir. Mahkemece çekişmeli taşınmazın tümünün davacı tarafın tutunduğu ve 8 dönüm miktarlı tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, tapuda yazılı miktar 8 dönüm olup, bir dönüm 919 m2 olduğundan tapu kaydı 7352 m2 miktarındadır. Çekişmeli taşınmazın miktarı ise 381200 m2dir. Kayıt kapsamında olduğu kabul edilen taşınmazın sınırında eylemli durumda 212 sayılı mera parseli bulunmaktadır. Tapuda yazılı sınırlar değişebilir nitelikte olduğu gibi taşınmazın tüm etrafını çevrelemeyip 212 sayılı mera parseli ile olan sınırı açıkta kaldığından kayıt yüzölçümü ile geçerlidir. Öte yandan davacı taraf tapu kaydına göre 1/7 pay malikidir. Geri kalan 6/7 pay yönünden diğer paydaşların paylarının davacı tarafça iktisap edilip edilmediği araştırılmamıştır. O halde kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi, yüzölçümü fazlası olarak iktisap koşulları gerçekleşmiş ise davanın açıldığı tarih itibari ile bir taşınmazın en fazla 100 dönümlük kesiminin zilyetlikle kazanılabileceğinin göz önünde tutulması, tapu kaydı kapsamındaki alana ek olarak iktisap edilebilecek 100 dönümlük taşınmaz kesiminin dışında kalan taşınmaz kesiminin ise zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
7- Hazinenin temyizine konu ettiği 411 parsel sayılı taşınmaz mera olarak sınırlandırılmak sureti ile tesbit edilmiş ve bu tesbit itirazsız kesinleşmiştir. Bu parsel hakkında açılmış bir dava da bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler dikkate alınarak taşınmazla ilgili tutanağın Tapu Sicil Müdürlüğüne iadesi ile yetinilmek gerekirken, taşınmazın dava olmaksızın kişiler adına tesciline karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.4.2001 oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava konusu taşınmazlar hakkında açılan tüm davalar birleştirilerek uyuşmazlık tek dosyada çözümlendiğine, dava konusu taşınmazlardan 277 sayılı parsel hakkında bu parselin önce hazine daha sonra Alaaddin adına tesciline karar verilmek sureti ile mahkemece çelişkili hüküm kurulduğuna göre Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 10.4.992 günlü 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı gereğince mahkemece çelişkili hüküm kurulduğunun kabulü gerekir. Anılan İçtihadı Birleştirme Kurulu kararına göre çelişkili hüküm kurulması başlı başına bozma nedeni olup başkaca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Hükmün bu nedenle bozulması düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun hazinenin temyiz inceleme isteğinin reddine ilişkin görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy