(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle duruşma için tebliğ edilen 18.9.2001 günü belirlenen saatte temyiz eden Hazine vekili Av. Ulviye Sarp ile Adem Demir ve arkadaşları vekili Av. Sönmez Arıoğlu geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu, dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 36 parsel sayılı 512,000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, miras hakkına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak imam Hüseyin oğlu Ali Demir mirasçıları Fatma Demir, Mustafa Demir, Hacı Hasan Demir, Hatice Mazı ve Fatma Özçelik adlarına payları oranında tespit edilmiştir. Hazinenin vergi kaydı yüzölçümü fazlasının hazineye ait olduğuna dayanan itirazı komisyonca kabul edilerek, taşınmazın komisyon haritasında (A) harfi ile gösterilen 145,000 m2'lik bölümünün hazine, geriye kalan 367,000m2'lik bölümünün tespit malikleri adlarına tespitine karar verilmiştir. İtirazları komisyonca reddedilen davacılar İbrahim ve Mehmet Zeki Özdemir tapu kaydına miras hakkına dayanarak taşınmazın tamamı hakkında tespit malikleri Hacı Hasan Demir ve arkadaşları tespitteki nedenlere dayanarak hazine adına tespit edilen bölüm hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sırasında İmam Hüseyin Elife'den olma torunları, Zekeriya, Ali, Mustafa, İmam Hüseyin, Yahya Kazım Bolat, Hürü Ağzıdeli, Ayşe Ortaoğlu miras hakkına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davacılar Hacı Hasan Demir ve arkadaşlarının davalarının reddine, davacılar İbrahim ve Mehmet Zeki Özdemir ile katılanların davalarının kabulüne, taşınmazın tamamının İmam Hüseyin mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı-davacılar Ali Demir mirasçıları ile davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Komisyon kararına karşı Ali mirasçıları hazineye verilen bölüm hakkında; Sultan mirasçıları ise komisyonca itirazlarının reddi üzerine Ali mirasçıları adına tespite karar verilen bölüm ile hazine adına tespite karar verilen bölüm hakkında dava açmışlardır. Dava konusu taşınmazın hazine dışındaki davacı Sultan mirasçıları ile davaya katılan ve davalı Ali mirasçılarının kök miras bırakanı İmam Hüseyin'e ait olduğu, İmam Hüseyin'e ait tapu kaydının taşınmaza ait bulunduğu, genel arazi yazımında İmam Hüseyin oğlu Ali adına oluşturulan vergi kaydının değişmez sınırlarıyla taşınmazı kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki gerek İmam Hüseyin adına oluşturulan tapu kaydı; gerekse oğlu Ali adına oluşturulan vergi kaydı Hali ve Hüyük sınırları itibariyle genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardandır. Bu nedenle değişmez sınırları ile taşınmazı kapsadığı kabul edilemez. Davalı Ali mirasçıları İmam Hüseyin'in ölümü üzerine kayden tapu kaydının oğlu Ali'ye geçtiğini, diğer mirasçılarının hakkı bulunmadığını savunmakta iseler de Arzii Emiriyye ve Mevkufenin Tevsii İntikalatına dair 17 Muharrem 1284 tarihli Nizamname ve Zeyli hükmünce İmam Hüseyin mirasçılarının Ali dışındakilerinin ketmedildiği anlaşıldığından Ali adına oluşturulan tapu kaydı hukukça değer taşımaz. Açık anlatımla İmam Hüseyin'in ölümü üzerine taşınmazın İmam Hüseyin mirasçıları Hürü Demirci, Elife Bolat, Ali Demir, Sultan Özdemir, Hanım Özçelik, Fatma İlhan'a, adı geçenlerinde ölümü üzerine çocuklarına geçtiğinin kabulü gerekir. Bu nedenlerle Ali mirasçılarının Ali adına oluşan bağımsız tapu kaydına dayanmalarına yasal olanak bulunmamaktadır. Ali adına oluşturulan vergi kaydı genel arazi yazımında Ali adına yazılmış olup, taşınmazın öncesinin İmam Hüseyin'e ait olduğu gerek tapu kaydı gerekse toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiğinden vergi kaydının gerçeği yansıtmadığının kabulü icap eder. Diğer anlatımla taşınmazın tümünün kök miras bırakan İmam Hüseyin'e ait olduğunun kabulü zorunludur. Ali mirasçılarının tapu kaydı miktar fazlasını haliden miras bırakanları Ali ve kendilerinin iktisap ettikleri iddiası doğru bulunmadığı gibi bu iddia kanıtlanmamıştır. Dava konusu taşınmazın doğusunu oluşturan teknik bilirkişi tarafından düzenlenen haritada ve komisyon haritasında gösterildiği üzere dava konusu taşınmazın doğu sınırını oluşturan 33 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydı da İmam Hüseyin adına oluşan tapu kaydı ile taşınmazın güneyinde bulunan 77 sayılı parsele revizyon gören Mayıs 1340 gün, 45 sayılı tapu kaydı kök tapu kayıt maliki İmam Hüseyin'i sınır göstermesi karşısında oğlu Ali ile Ali mirasçılarının İmam Hüseyin'in ölümünden sonra haliden kazandığı bir taşınmazın varlığını doğrulanmamaktadır. Davacı Sultan mirasçıları ile davaya katılan Elife mirasçıları taşınmazın İmam Hüseyin mirasçıları adına tescilini istediklerine İmam Hüseyin terekesinin paylaşıldığının davacı-davalı İmam Hüseyin oğlu Ali mirasçıları tarafından iddia ve ispat edilmemesi karşısında taşınmazın İmam Hüseyin mirasçıları adına payları da gösterilmek suretiyle tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacı-davalı Ali mirasçılarının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan l.870.000 lira ilam harcının davacı-davalı Hacı Hasan Demir ile Mustafa Demir mirasçılarından; l.160.000 lira ilam harcının Fatma Özçelik mirasçılarından ayrı ayrı alınmasına, oyçokluğu ile,
2- Davalı hazinenin temyizi komisyon kararının dayanağını oluşturan kontrol mühendisi Mustafa Ekşi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkındaki hükme ilişkindir. Mahkemece kök miras bırakan İmam Hüseyin adına oluşturulan Şubat 1299 gün 174 sayılı 120 dönüm miktarlı tapu kaydı ile 1936 yılında genel arazi tahririnde İmam Hüseyin oğlu Ali adına oluşan vergi kaydının değişmez sınırlarıyla kapsamında kaldığı vergi kaydı kapsamında kalan tapu kaydı miktar fazlası taşınmaz kesimi üzerinde İmam Hüseyin mirasçıları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünce taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dayanılan tapu kaydı ilk oluştuğu günde hali sınırları itibariyle genişletilmeye elverişli sınırlı olup miktarı ile geçerlidir. Tapu kayıt maliki İmam Hüseyin oğlu Ali adına oluşturulan vergi kaydı ise Hüyük sınırı itibariyle genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olup, miktarı ile geçerlidir. Bu durumda tapu ve vergi kaydına miktarları esas alınarak kapsam belirlenmesi gerekir. Yerleşmiş ve kökleşmiş Yargıtay uygulamasına göre tapu kaydı ile vergi kaydının kapsamlarının içiçe girmesi halinde miktarı fazla olan kayda değer verilir. Somut olayda vergi kaydı miktarı tapu kaydı miktarından fazla olduğundan vergi kaydı esas alınarak kişilerin iktisap edebileceği taşınmaz miktarının belirlenmesi icab eder. Diğer taraftan tapu kayıt malikinin ölümünden sonra oğlu Ali'nin diğer mirasçıları ketmederek kendi adına bağımsız tapu kaydı oluşturması 17 Muharrem 1284 tarihli Arzii Emiriyye ve Mevkufenin Tevsii İntikalatına dair Nizamname ve zeyli hükmünce geçersiz olup taşınmazın Hüseyin mirasçılarına ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda vergi kaydına göre belirlenen doğu, güney ve batı sınır esas alınarak kuzeydeki Hüyük sınırının genişletilmeye elverişli bulunduğu gözönünde tutularak ve Hüseyin mirasçılarının taşınmazda sürdürdüğü zilyetliğin tespit gününde iktisaba yeterli süreye ulaştığı, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiğinden vergi kaydı miktarına ilave 100 dönüm olmak üzere 467720 m2'lik kesiminin İmam Hüseyin mirasçıları adına, geriye kalan kesiminin ise hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Bu nedenlerle davalı hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen hazine yararına takdir olunan 50 milyon lira avukatlık ücretinin İmam Hüseyin oğlu davacı- davalı Ali mirasçıları ile davacı Sultan mirasçıları, davaya katılan Elife mirasçılarından alınarak davalı hazineye verilmesine, 25.09.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı Sultan mirasçıları ile davaya katılan Elife mirasçıları miras bırakanları Sultan ve Elife'den gelen payları olduğunu ileri sürerek dava açmış bulunmalarına göre davanın payla sınırlı olarak görülmesi diğer dava açmayan mirasçıların paylarının davalı taraf uhdesinde bırakılması gerekeceği görüşündeyim. Bu nedenle kararın l numaralı bendine katılmıyorum. Arz edilen nedenle hükmün bozulması gerekirken onanması görüşüne katılmıyorum.
MUHALEFET ŞERHİ
Sayın Günay Kaynak'ın yukarıda yazılı muhalefet görüşüne aynen katıldığım gibi, ayrıca adı geçenlerin davalarının tutundukları ve değişebilir sınırlı olması bakımından yüzölçümü ile geçerli olan kayıt miktarına değer verilerek çözümlenmesi gerektiği düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy