(3402 S. K. m. 14, 20, 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında davacının dayandığı satıcılarının miras bırakanı Tevfik ....a ait tapu kaydının yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi aracılığı ile teknik bilirkişi yardımı ile uygulanması, Tevfik ....a ait tapu ve vergi kaydının kapsamında kalan tüm taşınmazları birlikte gösterir birleşik haritanın çizdirilmesi, belirtmelik tutanağındaki bilirkişi olarak ismi geçen Tevfik ile davacıya satışda bulunan kişilerin miras bırakanı Tevfik ....ın aynı kişi olup olmadığının araştırılması, aynı kişi ise Tevfik ....ın belirtmelik tutanağındaki beyanının davacı tarafı halefiyet yoluyla bağlayıp bağlamayacağı hususunun hükümde tartışılması yapılan uygulamaya göre Tevfik .....a ait tapu kaydının kapsamında kalan taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, kayıt dışında kalan taşınmazlar yönünden ise 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 46/ 1 ve 14 maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılarak toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu parselin Abdullah Şen adına tesciline karar verilmiş,hüküm hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın hazinenin tutunduğu Kasım 963 tarih, 918 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı, aynı zamanda davacı tarafın tutunduğu Kasım 949 gün 4 sayılı tapu kaydının da çekişmeli taşınmazı kapsadığı, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının yüzölçümü fazlası taşınmaz kesimleri üzerinde de Kasım 949 gün ve 4 sayılı tapu kaydı malikleri ve onların halefleri olan davacı taraf yararına, hazine tapu kaydının oluştuğu tarihten önceki dönemde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, kayıt maliklerinden Tevfik .....ın hazine tapu kaydının temelini oluşturan belirtmelik tutanağında bu yerin hazineye ait olduğuna ilişkin imzalı beyanının kendisini bağlamadığı, gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; davacı tarafın tutunduğu Kasım 949 gün 4 sayılı tapu kaydı yüzölçümü ile geçerli kayıtlardandır. Bu kaydın kuzey ve batı sınırları sabit nitelikte olup doğudaki ova içindeki tepe ve güneydeki çimenlik sınırları bakımından tapu kaydı genişlemeye elverişli sınırlıdır. Hal böyle olunca kuzey ve batı sınırları esas alınarak kapsamının yüzölçümüne göre belirlenmesi gerekli ve zorunludur. Nitekim toprak tevzii komisyonunca yapılan çalışma sırasında hazine tapu kaydı davacı tarafın tutunduğu tapu kaydında yazılı alanın kayıt fazlası hakkında kurulmuştur.Bu konuya ilişkin belirtmelik tutanağında davacı tarafın tutunduğu kayıt kapsamında olduğu kabul edilen alan 259 sayılı toprak tevzii parseli numarası verilerek gösterilmiştir. Diğer anlatımla davacı tarafın tutunduğu 15 dönüm miktarlı tapu kaydı kapsamının kuzey ve batı sınırları esas alınarak ve toprak tevzii komisyonunca yapılan uygulama göz önünde tutulmak ve kayıt miktarına değer verilmek sureti ile belirlenmesi gerekir. Hazineye ait tapu kaydı da haritaya dayalı olduğundan haritası esas alınarak kapsamının saptanması, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü gereğidir. Yapılan incelemeye göre gerek davacı tarafın tutunduğu, gerekse hazineye ait tapu kaydının kapsamında kalan taşınmazların bir bölümünün davalı olduğu anlaşıldığına göre aynı tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazlarla ilgili davaların birleştirilmesi, birlikte çözümlenmesi gerekir. Mahkemece bu yönler dikkate alınarak kayıt kapsamlarının belirlenmesi gerekirken yasa hükmü ve yerleşik Yargıtay uygulamaları göz ardı edilerek davacı tapu kaydının taşınmazı kapsadığının kabulü doğru değildir. Öte yandan kayıt maliklerinden Tevfik ....ın hazineye ait tapu kaydının dayanağı belirtmelik tutanağındaki imzasının yanlış anlama sonucu meydana geldiğinden bahisle bu imzalı açıklamanın kendisini ve halefi olan davacı tarafı bağlamayacağı sonucuna varılmış ise de, esasen bu kabul tarzı sonuca etkili değildir. Çünkü davacı tarafın tapu kaydı kapsamında kalan alan üzerindeki zilyetliği Kasım 949 tarihinde kaçak ve yitik kişi taşınmazının hazinece davacı tarafa verilmesi ile başlamıştır. O tarihte davacı tarafın tapu kayıt kapsamı dışındaki taşınmaz kesiminde zilyetliği bulunsaydı 1949 yılında oluşan tapu kaydında Tevfik .....ın yada paydaşlarının sınır komşusu olarak tapu kaydında gösterilmesi gerekirdi. Sınırda tepe ve çimenlik gösterildiğine göre tapu miktarı fazlasının 1949 tarihinde Tevfik .....ın elinde olduğunun kabulü mümkün değildir. Davacı tapu kaydı miktar fazlası için kurulan hazineye ait tapu kaydı ise 1963 yılında oluşmuştur. 1949 yılında başlayan zilyetlik hazine tapu kaydının kurulduğu tarihe kadar 20 yıllık iktisap zaman aşımı süresine ulaşmamıştır. Tevfik ve haleflerinin bu nedenle kendi tapu kaydı dışında ve hazine tapu kaydı içinde bulunan kesimlerinin hazine tapu kaydının kurulduğu tarihten önce zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Hazine tapu kaydının oluştuğu tarihten sonraki dönem için sürdürülen zilyetlik ise iktisap sağlamaz. Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak; aynı tapu kayıtlarına göre tespit edilen taşınmazlara ilişkin derdest davaların birleştirilmesi, kesinleşmiş kararlar var ise dosyalarının getirtilip bu dosya içine konulması, uygulamada gözönünde tutulması, kayıt kapsamlarının yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde belirlenmesi ve davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalan kesimler yönünden davacı tapu kaydına, söz konusu tapu kaydı kapsamı dışında kalan kesimler yönünden ise hazine tapu kaydına değer verilerek, her iki tapunun kapsamı dışında kalan kesimler mevcut ise, bu kesimler yönünden ise zilyetlik hükümleri dikkate alınarak karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3.5.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy