(3402 S. K. m. 25) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar H. S. ve A. Z. Ö. mirasçıları vekili ile M. K. vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 413 (368) parsel sayılı 7684 m2, 1096 (370) parsel sayılı 6806 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek malikhaneleri boş bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Tesbitden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde D. K. ve M. K. tarafından A. Z. Ö. ile A. Y. aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve tazminat davası tefrik edilerek görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. A. Z. Ö. tarafından M. K. aleyhine açılan senet iptali davası ile keza A. Z. Ö. ve H. S. tarafından M. K. ve D. K. aleyhine açılan ortaklık akdinin feshi davası ile birleştirildikten sonra görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmış, ortaklığın feshi davası yönünden Asliye Hukuk Mahkemesi Yargıtay 20.Hukuk Dairesince mercii tayin edilmiştir. Kadastro mahkemesine aktarılan davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 413 (368) ve 1096 (370) sayılı parseller dört pay kabul edilerek ¼ payının H. S., ¼ payının M. K. ¼ payının D. K. mirasçıları, ¼ payının A. (Z.) Ö. mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar H. S. ve A. Z. Ö. mirasçıları vekili ile davalı M. K. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Taraflar arasındaki 3.5.967 günlü sözleşmenin fesh edilmediği, geçerli olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan değerlendirilme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3.5.1967 günlü sözleşme taraflar arasında mülkiyet hakkının geçmesini sağlayan yenilik doğurucu nitelikteki tiftikarlık sözleşmesidir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 25. madde hükmünce yenilik doğrucu sözleşmelerle ilgili davalara kadastro mahkemesinde bakılamaz. Bu sözleşmeye göre mülkiyet hakkının doğup doğmadığının belirlenmesi görevi genel mahkemelere aittir. Bu durumda kadastro mahkemesince taşınmazların (malikleri açık anlatımla mülkiyet hakkı sahipleri) H. S. ile A. (Z.) Ö. adına tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece değerlendirilmede yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, H. S. ve A. (Z.) Ö. mirasçılarının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.05.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bir tarafta H. S. ve A. Ö., karşı tarafta D. K. ve M. K. olan 3.5.967 tarihli sözleşmeye göre dava konusu taşınmazların zilyetleri olan H. ve A. karşı tarafın bu taşınmazlarda 10 yıl içerisinde elma ve selvi ağaçları dikmek sureti ile ağaçlandırmaları ve meyve verir hale getirmeleri konusunda anlaşmışlar buna göre ağaçlar dikildikten sonra taşınmazın ¼'er payı taraflara ait olacaktır. Sözleşmede dikilecek ağaçların sayısı belirtilmemiştir. H. S. ve A. Ö. 5.11.983 tarihinde açtıkları dava ile koşulları yerine getirilmediğinden sözleşmenin feshini istemişlerdir. D. K. ve M. K.'da taşınmazın yarı payına ağaç dikmek sureti ile diğer yarı payına da satınalma nedeni ile malik olduklarını belirterek önce tesbit ve tedbir istemiş, daha sonra 31.10.1984 tarihinde el atmanın önlenmesi ve tazminat davası açmışlardır. Her iki dosya birleştirilmiş ancak 20 Hukuk Dairesinin olumsuz görev uyuşmazlığını çözen kararı ile sözleşmenin feshi davasının kadastro mahkemesinde görülemeyeceği Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği belirlenmiştir. Bunun üzerine dosyalar ayrılmış sözleşmenin feshi davası Asliye hukuk Mahkemesinin 2000/112 esas sayılı dosyasında görülmekte iken taraflar takip etmediklerinden işlemden kaldırılmış ve yenilenmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Böylece sözleşmenin feshini dava eden taraf bu iddiasını sürdürmemiştir. Davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte iken yapılan tesbit ve keşiflerde bilirkişi raporlarına göre taşınmazlarda çok sayıda selvi ağacı ve 7 adet elma ağacının bulunduğu ve bunların sözleşmenin yapıldığı 1967 yılından itibaren 10 yıl dolmadan dikildiği anlaşılmıştır. Aynı husus Kadastro Mahkemesinde yapılan keşif sonucu bilirkişi ziraat mühendisi T. Y.'ın 8.9.1996 tarihli raporunda da doğrulanmıştır. Bu durumda sözleşme koşullarının yerine getirtilip getirilmediği ve sözleşmenin feshi hakkındaki dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecek olmakla birlikte sözleşmenin feshini isteyen taraf davayı takip etmediğine göre sözleşmenin koşullarının yerine getirilmiş olduğunun kabulü gerekir. Nitekim mahkemece bu kanıya varılmış ve hüküm kurulmuştur. Bu aşamada sözleşmenin koşullarının yerine getirilmediğini iddia eden tarafın dava açması söz konusu olup esasen açtıkları böyle bir davayı takip etmediklerine göre sözleşmedeki koşulları saptanan ağaç sayısına göre yerine getirdiği anlaşılan karşı tarafı bu davayı açmaya zorlamak usul hükümlerine aykırıdır. Açıklanan nedenlerle hükmün Onanmasına karar verilmesi gerekirken, Bozulması doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy