(3402 S. K. m. 12)
Dairenin 4.12.2000 tarih 2000/5388-5685 sayılı temyiz isteğinin süre yönünden reddine ilişkin kararına karşı davacıların karar düzeltme isteğinde bulundukları isteğin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp konuşuldu:
4.12.2000 tarihli daire kararı ile davacı Ayşe Eren ve Mehmet Eren'in temyiz inceleme isteklerinin reddine karar verilmiş ise de, adı geçenlere temyiz konusu hüküm 16.8.2000 tarihinde adli tatil içinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi 4.9.2000 tarihinde verilmiştir. Şu hale göre henüz 15 günlük yasal temyiz süresi geçmeden temyiz isteğinde bulunduklar halde zuhulen tebligatın adli tatil içinde yapıldığı dikkate alınmaksızın isteğin reddine karar verildiği ve temyiz isteğinin yasal süresi içinde bulunduğu anlaşıldığından bu konuya ilişkin dairenin 4.12.2000 tarihli 5388/5685 sayılı kararının kaldırılmasına ve işin esasının incelenmesine, ayrıca diğer davacılarında karar düzeltme isteği yanında ayrı dilekçe ile temyiz isteğinde bulundukları ve hükmün kendilerine daire kararından sonra tebliğ edildiği ve temyiz isteklerinin de süresinde olduğu anlaşıldığından tüm davacılar yönünden temyiz incelemesi yapılmasına karar verildi. Dosya incelendi.
Davacı tarafın temyiz itirazlarına gelince; dava konusu taşınmazla ilgili kadastro tesbiti 8.6.957 tarihinde yapılmış ve Kadastro Mahkemesine açılan dava sonucunda taşınmazın tapu miktarı kadar olan 25000 m2 yüzölçümündeki kesiminin kayıt malikleri kişiler adına; 88900 m2 yüzölçümündeki kesiminin ise hazine adına tesciline, kadastro mahkemesinin 10.1.958 gün 957/3847-958/17 sayılı kararı ile karar verilmiş ve bu karar 29.9.958 tarihinde deracaatdan geçerek kesinleşmiş, o davanın tarafı olan kişiler adına tesciline karar verilen 25000 m2 yüzölçümündeki kesim için 500 parsel numarası hazine adına tesciline karar verilen kesim içinde 499 parsel numaralı tapu kayıtları 21.9.961 tarihinde oluşmuştur. Bu dava ise 25.6.997 tarihli dilekçe ile açılmıştır. Diğer anlatımla tescil tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasından 36 sene geçmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmüne göre bu gibi davaların 10 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması mümkün değildir. Her ne kadar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin benzer bir davada değişik sonuca vardığı ileri sürülerek 24.1.997 tarihli ve 997/115-517 sayılı kararı örnek olarak gösterilmiş ise de, söz konusu karara konu olan maddi olayın dava konusu olayla benzerliği bulunmamaktadır. Bu davada iptali istenen kayıt kadastro tesbiti sonucunda oluşan kayıttır ve davacı taraf kadastro öncesi hakka dayanarak dava açmıştır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin emsal olduğu ileri sürülen kararına konu olayda ise oluşan tapu kayıtlarının sonradan yapılan ifrazı sırasındaki uyuşmazlık dava konusu yapılmış bulunmaktadır. Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak davan süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilip incelenmesi isabetsiz ise de mahkemece davacı tarafın araştırmaya yönelik ara kararı gereğini yerine getirmediğinden söz edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de davanın REDDİNE karar verilmiş bulunduğundan hüküm sonucu itibariyle doğrudur. Bu nedenlerle davacı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile sonuç olarak doğru olan hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 08.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy