(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 104 ada 6 parsel sayılı 2679,07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Salih Arslan adına tespit edilmiştir. Davacı Ayşe Nalbant miras hakkına dayanarak taşınmazın Ali Arslan mirasçıları adlarına tescili talebiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında diğer Ali mirasçıları davalı yanında davaya dahil edilmişlerdir. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı Salih Arslan adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın davacının babası 28.11.1961 tarihinde ölen Ali Arslan'a ait olduğu tartışmasızdır. Ali Arslan'ın ölümünden sonra eşi Rukiye Arslan 1971 yılında ölmüş, mirasçı olarak çocukları davacı Ayşe ile Mehmet Arslan, Salih Arslan ve Fatma Hazarı bırakmıştır. Her ne kadar Ali Arslan'ın ölümünden sonra 1961li yıllarda çocuklar arasında terekenin paylaşıldığı, dava konusu taşınmazın Ayşe Nalbant ve Mehmet Arslan payına isabet ettiği, diğer iki kardeşin başka taşınmazlar aldıkları belirtilmiş ise de, paylaşmanın 1961li yıllarda 4 çocuk arasında yapılması söz konusu olamaz. Zira Ali Arslan'ın eşi Rukiye Arslan'ın 1971 yılında ölmesi nedeni ile bu tarihe kadar paylaşma yapılmış ise Rukiye Arslan'ın paylaşmaya katılması gerekir. Şayet Rukiye Arslan paylaşmaya katılmamış ise bu paylaşmanın geçerli olduğu kabul edilemez. Bu nedenle Rukiye Arslan'ın öldüğü 1971 yılından sonra paylaşmanın yapılmış olması icap eder. Bir kısım tanıklarca paylaşmanın 1967 yılında yapıldığı yolundaki beyanlarına itibar edilemez. Diğer taraftan kadastro tutanağında ise dava konusu taşınmazın Salih Arslan payına isabet ettiği yazılı olduğu halde duruşma sırasında dinlenen davalı tanıkları dava konusu taşınmazın davacı Ayşe ile davaya katılanın kardeşi Mehmet Arslan payına isabet ettiğini bildirmişlerdir. Böylece tutanak içeriği ile duruşmada dinlenen tanık beyanları çelişkili duruma geldiği halde bu çelişki üzerinde durulmamış, giderilmemiştir. Bundan ayrı olarak davaya katılan Mehmet Arslan kardeşi davacı Ayşe'den para alacağı bulunduğunu, bunun karşılığında taşınmazdaki Ayşe payının kaldığını ileri sürmüştür. Bu iddianın kanıtlanması davalı tarafa düşer. Bu yönden de yeterli delil toplanmamıştır. Bütün bunlardan ayrı olarak aynı miras bırakandan kalan 104 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların 998/196 esas sayılı dosyada dava konusu olduğu anlaşıldığına göre birisi hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyeceğinden ve her iki dosyada da iddialar ve savunmalar aynı nedenlere dayandığından dosyaların birleştirilmesi, delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. O halde mahkemece bu dosya ile 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların görüldüğü dava dosyası birleştirilmeli, yukarıda açıklandığı şekilde tespit bilirkişileri yerel bilirkişi ve tarafların tanıkları birlikte dinlenerek beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmazın ve terekeye dahil olan diğer taşınmazların hangi tarihte paylaşıldığı, paylaşmaya bütün mirasçıların katılıp katılmadığı, dava konusu taşınmazın kimin payına isabet ettiği, gerçekten davacı Ayşe ile kardeşi Mehmet payına isabet etmiş ise Ayşe payının Mehmet'e devredilip edilmediği, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sorulup saptanmalı, tespit malikinin bağımsız zilyetliğinin paylaşmadan sonra hangi tarihte başladığı ve tespit tarihine kadar 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklandığı şekilde inceleme, araştırma ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.06.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy