(3402 S. K. m. 13, 14, 20)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen karar davalı hazine tarafından süresinde temyiz edildiği anlaşılmakla dosya incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 131 ada 12 parsel sayılı 269,600 m2 ve 132 ada 13 parsel sayılı 1024750 m2 yüzölçümlerindeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan sözedilerek ham toprak niteliği ile hazine adına tespit edilmiş, tespitin kesinleşmesi üzerine tapuya tescil edilmiştir. Davacılar Mehmet ve arkadaşları dava dışı parsellere uygulanan tapu kayıtlarına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne taşınmazların davacılar adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğu, taşınmazlar üzerinde davacı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacının tutunduğu Haziran 1336 tarih 46 sayılı sırt sınırı itibariyle değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı bu niteliği ile kapsamının 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kaydının dava dışı başka parsellere revizyon gördüğü bildirildiği halde uygulamada bu yön gözönünde tutulmamıştır. Kaldı ki, tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri gerekçesiz, uzman bilirkişice düzenlenen haritada tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri gösterilmediğinden keşfi ve uygulamayı izleme olanağı bulunmayan harita ve rapor yetersizdir.
Zilyetlik yönünden yapılan araştırma, soruşturma da yetersizdir. Böylesine eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacının tutunduğu dava dışı 129 ada 1, 2, 4 ve 5, 131 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü belirlenen tapu kaydının başka parsellere revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon gördüğü parseller belirlenmeli, bu parseller ile dava konusu taşınmazları ve bunlara dıştan komşu tüm taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita yaptırılıp getirtilmeli, tapu kaydının revizyon gördüğü parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilip incelenmeli, davalı ise, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri uyarınca davaların birleştirileceği göz önüne alınmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar ve tutanak bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle tapu kaydı yerine uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar hakkında tarafların göstereceği tanıklar dinlenmeli, tapu kaydın kapsamı sağlıklı biçimde belirlenmelidir.
Uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, kayıt miktar fazlası üzerinde yeterli biçimde zilyetlik araştırılması yapılmalı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri tespit tutanağı bilirkişileri beyanları ile çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek aykırılık giderilmeli, komşu parsellerin tutanağı ve dayanağı belgelerle bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, tapu kaydı miktar fazlası üzerinde tespit gününde zilyetleri yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalarda dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 5.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy