(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 246, 242, 726, 725, 730, 729 ve 838 parsel sayılı 31500 m2, 16100 m2, 54800 m2, 2000 m2, 13000 m2, 8100 m2 ve 25400 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı bir kısım parsellere uygulanan vergi kayıtlarının miktar fazlası olarak hazine adına tespit edilmiştir. Abdurrahman G'nın, vergi kayıtlarına, miras yolu ile gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan itirazı Kadastro komisyonunca kabul edilerek taşınmazların ( ölü ) Tacir G adına tespitine karar verilmiştir. Hazine ilk tespit nedenlerine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların reddine, taşınmazların komisyon kararlarında olduğu şekilde tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların dava dışı parsellere revizyon gören vergi kayıtlarının yüzölçümü fazlası olduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Dava dışı 241 ve 242 sayılı parsellere uygulanan 40 sayılı tahrir sayılı vergi kaydı dışındaki diğer vergi kayıtlarının değişebilir sınırlı kayıtlar olmaları nedeniyle yüzölçümü ile revizyon gördüğü parselleri kapsadığı ve çekişmeli taşınmazları kapsamadığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Dava dışı 241 sayılı parsele revizyon gören 40 tahrir sayılı vergi kaydında gösterilen Dırbas tarlası sınırı yönünden araştırma yapılmamıştır. O halde Dırbas tarlası sınırının 240 sayılı parsel olup olmadığı sözkonusu parsel tutanağı ve bu parselin tespitine dayanak yapılan kayıt örneği getirtilip incelenerek araştırılmalı, kaydın değişmez sınırlı olduğu belirlendiği takdirde 242 sayılı parsel yönünden vergi kaydı kapsamında olduğu kabul edilerek hüküm kurulmalıdır. Dava ve temyiz konusu 725,726,729,730,838 ve 246 sayılı parsellerin ise kayıt kapsamında olmadığı belirlenmiştir. Bu taşınmazların toprak tevzi komisyonunca yapılan çalışma sırasında davalıların zilyetliğindeki taşınmaz olarak haritalarında gösterilmiş olması çekişmeli taşınmazları belgeli zilyetlik konumuna getirmez. Öyle ise belirtilen taşınmazlar yönünden 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14 maddesinde öngörülen belgesiz zilyetlikle edinme koşullarının araştırılması gerekir. Davalı tarafın aynı çalışma alanı içinde belgesiz zilyetlik yoluyla başka taşınmaz edinmedikleri belirlenmiş isede, sözkonusu taşınmazların yüzölçümleri toplamı edinilebilecek 100 dönümlük miktarı aşmaktadır. Mahkemece bu yön dikta alınarak davalı tarafa tercih hakları sorulmalı, ve en fazla 100 dönüm taşınmazları belgesiz taşınmazları edinebilecekleri dikkate alınmalı, ve taşınmaların 100 dönümlük kesiminin zilyetler adına fazlasının ise, 242 sayılı parsel hakkında yukarda açıklanan hususlarda dikkate alınmak kaydıyla, hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy