(3402 S. K. m. 20)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Kadastro tutanağı düzenlendiği nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dava kadastro mahkemesine aktarıldığından davaya bakılarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine, dava konusu 556 sayılı parselin ölü Süleyman oğlu A.Y. adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı M.E. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılar araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz tapu kaydına, irsen intikale, taksim ve zilyetliğe dayalı olarak AY. adına tespit edilmiş ise de daha önce taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olması nedeniyle tutanağın malikanesinin doldurulmuş olması hukukça değer taşımaz. Taraflar ayrı kökten gelen tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Davalının dayandığı T. evvel 1325 tarih 256 sıra nolu tapu kaydının taşınmaza uymadığı, yerel bilirkişi tarafından haber verilmiştir. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydının taşınmaza uyduğu yolundaki bilirkişi sözleri yeterli değil ise de, komşu 560 nolu parsele revizyon gören tapu kaydının taşınmaz yönü olan kuzey sınırı kayıt maliki İbrahim'i okuduğu gibi, kaydın doğusunda okunan yolun davacı adına tespit edilen 561 nolu parselin doğusunda geçen yol, kuzey sınırında okunan Hüseyin efendi yerinin 561 nolu parselden sonra gelen 512 nolu parsele konu olan yer olduğu bilirkişi ve tanıklarca haber verilmiştir. Kaydın batı sınırında okunan Bekir'in Hasan'ın 555 nolu parsel olduğu ve taşınmazın Bekir'den geldiği ve kızı Şerife adına tespit edildiği de tutanağın incelenmesinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca tapunun değişmez sınırlarıyla dava konusu taşınmazla davacı adına tespit edilen dava dışı bitişik 561 nolu parseli kapsadığında duraksamamak gerekir. Davacının, tapu maliki ile olan irsi bağlantısı ibraz olunan veraset ilamı ile belgelendirilmiştir. İbrahim mirasçıları H.H. ve M.E. ile Hatice eşi M.B. tarafından A.Y. aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının açıldığı ve kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar davalının zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığı anlaşıldığına göre tapunun hukuki değerini kaybettiğinden söz etme olanağı yoktur. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20. maddesine göre değişmez sınırlı kayıtların kapsamlarının miktarına göre değil sınırlarına değer verilerek belirlenmesi gerekir. Ne var ki davacı dava dilekçesinde taşınmazın tümünü dava etmekle beraber 13.7.2001 günlü keşif sırasında sınırlarını göstermek suretiyle taşınmazın bir bölümünü dava ettiğini beyan etmiş ve beyanını usulün 151. maddesi uyarınca imzası ile belgelendirilmiştir. Belgelendirilen bu beyanının kendisini bağlayacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca uyuşmazlığın davacının keşif sırasında gösterdiği yerle sınırlı olmak üzere çözümlenmesi gerekir.
Fen bilirkişi Ö.E. tarafından düzenlenen 17.7.2001 günlü raporlu krokide davacının dava ettiği bölüm 43600 metrekare yüzölçümlü A harfi ile işaretli yer olduğu belirtilmiştir. Bu durumda tapunun değişmez sınırlarıyla taşınmaza uyduğu ve hukuki değerini koruduğu ve yine tapunun aidiyetinin davalının 26.9.1962 tarihli keşif tutanağına geçen beyanı ile de zımnen doğrulandığı ve davanın da Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarıldığı dikkate alınarak 3402 sayılı Kadastro Yasasının 30/2 maddesi uyarınca taşınmazın krokide A ile işaretli 43600 metrekarelik kısmının hükmü temyiz etmeyenler Ç. İ. oğlu 1980 yılında ölen M.E. mirasçıları eşi Ayşe ve çocukları Demir, Sevim, Hasan Hüseyin, Ali ve Fadime payları yönünden davalı tarafın usulü kazanılmış hakları saklı tutulmak suretiyle dosyaya ibraz olunan veraset belgesi uyarınca payları oranında tapu maliki Ç. İ. mirasçıları, (B) ile işaretli 27100 metrekarelik kısmında davalı A. Y. mirasçıları adına tapuya tesciline karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşü1erek yazılı olduğu üzere davanın tümden reddi yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Davacı M.E.'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 23.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy