(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu taşınmazlardan 155 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 12.7.1995 günlü 1 ve 2 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı, 14 sayılı parsel ile 147 ada 114 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacı yararına eklemeli zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanan deliller hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyleki:
1-Dava konusu taşınmazlardan 155 ada 14 sayılı parseli kapsadığı kabul edilen 12.7.1995 günlü 1 ve 2 sayılı tapu kaydının sınırında yol bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın sınırında eylemli durumda doğuda yol vardır. Taşınmaza komşu 15 sayılı parsel belgesiz zilyetliğe dayanılarak tespit edilmiş olup, dava konusu taşınmaz yönünde tapu kaydı malikini sınır gösteren bir belge bulunmamaktadır. Dayanılan tapu kaydı sınırında geçen kişi taşınmazları taşınmazın çevresinde bulunmadığına göre kaydın dava konusu kapsadığı kabul edilemez. Davacı tapu kaydına ve zilyetliğe dayanarak dava açtığına göre taşınmaz üzerinde yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir. Davacı 12.7.1995 tarihli tapu kaydına dayanarak taşınmazı satın aldığına göre önceki zilyedin zilyetlik haklarına dayanması zorunludur. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar davacı ile önceki zilyedin taşınmazda sürdürdüğü zilyetliğin iktisaba yeterli süreye ulaştığını haber vermişlerdir. Diğer taraftan davacı hakkında belgesiz ne miktar taşınmaz edindiği mahkemece sorulduğu halde cevapları gelmeden dosyanın karara bağlandığı yapılan inceleme ile anlaşılmıştır. Davacının taşınmazı belgesiz zilyetlikle kazanabilmesi için 3402 sayılı kadastro kanununun 14.maddesinde öngörülen araştırmanın hem davacı hemde davacının satın aldığı Ali oğlu Mustafa Doğan hakkında yapılması ondan sonra delillerin değerlendirilmesi icap eder.
Açıklanan nedenlerle hazinenin 155 ada 14 sayılı parsel hakkındaki hükme ilişkin temyiz itirazı yerindedir.
2-147 ada 114 sayılı parsel üzerinde davacı yararına iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de taşınmaza sınır oluşturan 111 sayılı parsel belgesiz olarak Nail B. adına 113 sayılı parsel ise Hazine adına tespit edilmiş, tespitlerinin kesinleştiği dosyada bulunan tutanak örnekleri içeriği ile anlaşılmıştır. Taşınmazın batı ve kısmen kuzey sınırını oluşturan 66 sayılı parselin ise mera olarak sınırlandırılmak suretiyle kesinleştiği dosyadaki tutanak örneği ile belirlenmiştir. Dava konusu taşınmaz 66 sayılı mera parseline sınır oluşturduğuna göre öncesinin mera olup olmadığının araştırılması gerekir. Diğer taraftan dinlenen bilirkişi tanık sözlerine göre 114 sayılı parselin davacı tarafından Mehmet Dursun Ö. isimli kişiden 10-11 yıl önce satın alındığı anlaşılmıştır. Satın alma tarihi ile tespit günü arasında davacının sürdürdüğü zilyetlik 20 yıla ulaşmamaktadır. Davacı eklemeli zilyetliğe dayandığına göre yukarıda açıklandığı üzere hem kendisi hemde satın aldığı Mehmet Dursun Ö. hakkında 3402 sayılı kadastro kanununun 14.maddesi hükümde öngörülen araştırmanın yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi icap eder. Açıklanan nedenlerle hazinenin 114 sayılı parsel hakkındaki temyiz itirazları da yerindedir.
Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenlerle hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy