(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 215 ada 5 parsel sayılı 3500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı Mehmet Ö.adına tespit edilmiştir. tespit öncesi davacı Mehmet Ö.'ün satın alma ve zilyetliğe dayanarak köy muhtarlığı aleyhine tahminen 5000 m2'lik taşınmazın 1257 m2'lik kısmına kaymakamlık men kararı yoluyla el atmanın önlenmesi istemiyle açtığı ve hazinenin davaya dahil edildiği dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece 215 ada 5 parsel sayılı taşınmaz davalı hale getirilerek davacının davasının kısmen kabulüne 215 ada 5 parsel sayılı 3500 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, taşınmazın boş bırakılması gereken miktar ve malikhanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının temyizi 215 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların doğu ve 5 parsel sayılı taşınmazın güney sınırını oluşturan mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen 6 parsel sayılı taşınmazın bir bölümüne yöneliktir. Bu durumda 6 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında tespitten önce aktarılan davanın varlığının kabulü gerekir. Dosya içeriğine göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciiler tarafından mera tahsisinin yapıldığı belirlenmiştir. Kural olarak mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için o taşınmazın yetkili idari merciiler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanıla geldiğinin anlaşılmasına bağlıdır. Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciiler tarafından mera tahsisinin yapıldığı belirlendiğine göre dava ve temyize konu taşınmazın mera olup olmadığı, mera tahsis haritasının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edileceği tartışmasızdır. Ne var ki hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi İsmail Ç'in düzenlediği 13.11.2001 havale günlü ve mera tahsisi haritasının yerine uygulamasını gösteren harita ve rapor yetersizdir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mera tahsis haritası ve eki belgeler Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden getirtilmeli, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi aracılığı ile yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçeği eşitlenmeli, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılarak her iki harita çakıştırılmalı, dava ve temyize konu bölümün mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6.5.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece 215 ada 5 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olduğu ve davacılar adına tesciline karar verildiği yazılı ise de incelenen tutanaktan 215 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tespit edildiği itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Esasen davacının Hukuk Mahkemesine açtığı ve Kadastro Mahkemesine aktarılan davada 1257m2'lik bölümü dava etmiş olduğu böylece kendi adına tespit edilen 215 ada 5 parsel sayılı taşınmazın aktarılan davanın konusu olmadığı saptanmıştır. Bu durumda davacının kendi adına tespit edilen ve kesinleşen 215 ada 5 parsel sayılı taşınmaz hakkında yeniden hüküm kurulması gereksizdir. Ancak davacının hangi taşınmazın hangi bölümünü dava ettiği kendisinden açıkça sorulmamış, şayet çoğunluğun kabul ettiği gibi komşu 215 ada 6 parsel sayılı taşınmazı dava etmiş ise bu taşınmaza ait tutanağın aslının getirilmesi, davacıdan bu taşınmazın hangi bölümünü dava ettiğinin sorulması gerekir. Kaldı ki Kaymakamlık İdare Kurulunun 24.5.1999 tarihli kararında davacının el attığı bölümün 544 ve 713m2 olduğu yazılıdır. Bu miktarların hangi taşınmazın hangi bölümüne ait olduğu açıklığa kavuşmamıştır. Açıklandığı gibi öncelikle davacıdan hangi taşınmazı dava ettiği sorulmalı, bu taşınmaza ait kadastro tutanağının aslı getirtilmeli,Kaymakamlık İdare Kurulu Kararına konu edilen taşınmazın hangi parselin hangi bölümüne isabet ettiği belirlenmeli, tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmelidir. Bu hususların da bozma ilamına eklenmesi ve mahkemece gözönünde tutulması gerektiği görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy