(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle davalı tarafın dayanağı tapu kaydının ifrazı sırasında düzenlenen 4.6.1946 günlü krokinin getirilmesi, kök tapu 35000 m2 olduğu halde ifraz sonucu sadece dayanılan kaydın 221000 m2'ye çıkartılma nedeninin araştırılması, geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının incelenmesi, emvali metruke olarak gösterilen taşınmazlara ait tutanaklardaki dayanak kayıtları ve toprak dağıtım komisyonu harita ve tutanaklarının getirtilmesi, emvali metruke yerinin neresi olduğunun kesin olarak saptanması, hangi kaydın kapsamında kaldığının belirlenmesi kaçak ve yitik kişilerden kalan taşınmaz olması halinde zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi, sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda hazinenin davasının reddine, katılan İdris Çelik davasının kabulüne 1327, 1334, 1330 sayılı parsellerin İsmail Kılıç, 1315 ve 1321 sayılı parsellerin Ali Aslan Kılıç mirasçıları, 1314, 1328, 1333 sayılı parsellerin Bekir Kılıç mirasçıları, 1435 ve 1438 sayılı parsellerin Sadık Kılıç, 1436 sayılı parselin Aşir Salman 1318, 1325, 1330 sayılı parsellerin Mahmut Kara, 1317, 1323 ve 1329 sayılı parsellerin Yakup Kara mirasçıları 1437 sayılı parselin Salih Çimen mirasçıları 1331 sayılı parselin İsmail Güdek, 1332 sayılı parselin Hasan Hikmet Güdek 1322, 1324 ve 1326 parsellerin İsmail ve Hasan Hikmet Güdek 1319 sayılı parselin (A) harfi ile işaretli 4200 m2'lik kısmının İdris, Harun, Hafız Çelik ve (B) harfi ile işaretli 5100 m2'lik kısmının İsmail ve Hasan Hikmet Güdek adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Ne var ki mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiştir. Davalı tarafın tutunduğu tapu kaydında güneyde emvalimetruke sınır tarif edilmiştir. Emvali metruke olarak taraf edilen taşınmaz yerinin çekişmeli taşınmazların güneyindeki yukarı susuz ve döşeme taş köyleri yolundan sonra gelen taşınmazlar olduğu belirtilmiştir. Bu olgu dikkate alınarak bozma kararında bu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtların getirtilmesi gereğine değinildiği halde yanılgı ile toprak tevzii parsel numaralarından söz edilerek bunlarla ilgili belgeler getirtilmiştir. Oysa adı geçen taşınmazlar kadastro sırasında 203 ila 208 parsel sayılı taşınmaz olarak belirlenmiştir. Öte yandan davalı tapu kaydının yüzölçümü tapu komisyon kararı ile artırılmıştır. Komisyon kararının dayanağı belgeler getirtilerek artırmanın haklı hukuksal bir nedene dayanıp dayanmadığı da araştırılmamış, özellikle tapu kaydının iktisap nedeni dikkate alındığında dayanağı haritasının bulunma olasılığı olduğu halde idareden gelen gerekçesiz yazı ile yetinilmiştir. O halde tapu kaydının yüzölçümünün artırılmasına ilişkin tapu komisyon kararının dayanağı kayıt ve belgeler ile haritası tapu sicil müdürlüğünden istenilmeli, haritası yok ise olmayış nedenleri açıklığa kavuşturulmalı, tapu kaydının yüzölçümünün artırılmasının haklı ve hukuksal bir nedene dayanıp dayanmadığı gereği gibi belirlenmeli emvalimetruke olarak tarif edilen 203 ila 208 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek nizalı parsel yönünü ne biçimde sınır gösterdiği incelenmeli, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının ilk oluştuğu gündeki kayıt maliki yada mirasçılarını bu kayıtlar sınır göstermediği takdirde emvalimetruke olarak tarif edilen taşınmaz yerinin dava konusu taşınmazların içerisinde kaldığı dikkate alınmalı bu durumda tapu kaydına doğu, batı ve kuzeyde tarif edilen sınır yerleri esas alınarak 3402 sayılı K.K.20. maddesi hükmü gereğince yüzölçümü ile kapsam belirleneceği düşünülmeli, miktar fazlasından oluşan kesimin emvalimetruke olduğu süresi ne olursa olsun zilyetlikle kazanılamayacağı gözönünde tutulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmedin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmünü BOZULMASINA, 23.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy