(3402 S. K. m. 14, 16, 30)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 119 ada 105 parsel sayılı 167034,59 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Ali A. tarafından davalılar Yakup K. ve arkadaşları aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Yakup Ahmet ve Mustafa K. mirasçısı Mehmet K. vekili ile davalılar Bilal ve M.Ali D. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde eklemeli zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro tutanağında taşınmazın meradan açıldığı yazılı olup, dinlenen bilirkişi ve bir kısım tanıklar dava konusu taşınmazda herkesin hayvan otlattığını, bir kısım tanıklar ise davacı tarafın zilyet olduğunu bildirmiş, böylece dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları hem kendi aralarında hem de tutanak içeriği ile çelişki meydana geldiği halde bu çelişki üzerinde durulmamış, giderilmemiştir. Ayrıca tanıkların taşınmazın başında dinlenmeleri gerekirken bir kısmının mahkemede dinlendiği anlaşılmıştır. Komşu 18 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak getirilmiş ise de miktarı itibariyle buraya ait olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Eksik soruşturma ile hüküm kurulamaz. Bu nedenle öncelikle 18 parsel sayılı taşınmazın sınırları haritada gösterilmek suretiyle bu taşınmaza ait kadastro tutanak örneği ve dayanağı kayıt getirtilmeli, dava konusu taşınmazın öncesinin kamu malı niteliğinde mera olduğu tutanakta yazılı olduğundan ilgili idareden mera tahsis kaydı olup olmadığı sorulmalı, varsa harita ve tutanağı getirtilmeli, komşu köy halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi, tesbit bilirkişilerinin tamamı ve tarafların tanıklarının tamamı yapılacak keşifte taşınmazın başında dinlenilmeli, beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde giderilmeli, mera tahsis kaydı varsa yerine uygulanmalı, taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, mera tahsis kaydı yoksa taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, tüm köylülerin hayvanlarının otlatılıp otlatılmadığı sorulmalı, komşu parsel kayıtları yoluyla bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, tarafların dayandıkları tapu ve vergi kayıtları da sınırları bilirkişi tarafından haritada gösterilmek suretiyle yerine uygulanmalı, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, taşınmazın öncesinin kamu malı niteliğinde mera olduğu saptandığı takdirde meraların zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, taşınmazın malik hanesi boş olduğundan kamu malı mera niteliğinde olduğu saptandığı takdirde sınırlandırılmasının gerektiği, mera olmadığı ve zilyetlik koşulları gerçekleşmediği takdirde dava dışı hazine adına tescil edilebileceği düşünülmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklandığı şekilde inceleme, araştırma ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy