(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı tarafından istenilmekle duruşma için tebliğ edilen 5.3.2002 günü belirlenen saatte temyiz eden Hikmet E. vekili Avukat A. Toptan geldi. Gelenin huzuruyla duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu, dosyadaki belgeler incelendi, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 105 ada 17 parsel sayılı taşınmaz davacı Mehmet E, 18 parsel sayılı taşınmaz tapu ve vergi kaydına, miras hakkına, tapu dışı pay satın almaya, paylaşmaya, zilyetliğe dayanılarak davalı Hikmet E. adına belirtilmiş; Asliye Hukuk Mahkemesinde ortak sınır yönünden davalı bulunduklarından yüzölçümü haneleri boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tesbitten önce davacı Mehmet E. tarafından davalı Hikmet E. aleyhine açılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 105 ada 17 sayılı parselin 385,24 m2 olarak davacı Mehmet E, aynı ada 18 sayılı parselin 576.30 m2 yüzölçümü ile davalı Hikmet E. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tarafların malik oldukları taşınmazların öncesinin bir bütün olduğu daha sonra tapu dışı paylaşıldığı konusunda bir uyuşmazlık olmadığı belirtilerek 18 sayılı parsel maliki davalı Hikmet E'un taşınmazına bina yaptırması nedeni ile binanın temel atımı sırasında ip çekme işleminde görev alan tanık Hüseyin Y'ın anlatımlarına değer verilerek teknik bilirkişi Ali A'ın krokisinde mavi renkle gösterilen çizginin ortak sınır olduğu gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazlar tapulu olup öncesinin bir bütün iken 1965 yılında paylaşıldığı, paylaşmaya göre kuzey yönde bulunan 18 parsel sayılı taşınmazın davalı Hikmet E. payına, güney bölümüne isabet eden 17 sayılı parselin davacı Mehmet E. payına isabet ettiği konusunda yanlar arasında herhangi bir çekişme bulunmamaktadır. Yanlar arasındaki çekişme; 1965 yılında taraflar arasında yapılan paylaşmada ortak sınırın nereden geçtiği konusunda toplanmaktadır. Mahkemece yöntemine uygun olarak 1965 yılında yapılan paylaşmada ortak sınırın nereden geçtiği araştırılmamış iki taşınmaz arasında bulunan biriket duvarın ne zaman ve kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı yönü üzerinde durulmamış, anılan duvarın ortak sınırı oluşturup oluşturmadığı konusunda da herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Diğer yönden yanların göstereceği elverdiğince yaşlı bilirkişiler aracılığı ile 1965 yılında yapılan paylaşmada ortak sınırın nereden geçtiği belli edilmemiştir. Bu nedenle öncelikle özellikle 1965 yıllarını bilen elverdiğince yaşlı yerel bilirkişi temin edilmek suretiyle 1965 yılında yapılan paylaşmada ortak sınırın neresi olduğu, nereden geçtiği üzerinde durulmalı, bu konuda gerektiğinde taraflara tanık bildirmeleri için önel verilmeli, tapu dışı yapılan paylaşmada ortak sınırın nereden geçtiği konusunda yöntemine uygun araştırma yapılmalı, teknik bilirkişiye düzenleyeceği haritada belirlenen ortak sınır işaret ettirilmeli, iki taşınmaz arasında bulunan biriket duvarın hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı anılan bu duvarın yanlar arasında kabul edilen ortak sınır olup olmadığı, özellikle davacı tarafın bu eylemli durumu kabul edip etmediği 17 sayılı parsele doğu yönde komşu bulunan 16 parsel sayılı taşınmazdan da geçen duvarın ortak sınır olup olmadığı üzerinde durulmalı, 16 parsel maliki Tevfik Fikret E. dahi dinlenilmeli, ayrıca davacının 6.1.1992 tarihli dilekçesi ile 15.2.1994 tarihli dilekçesinde tekrar ettiği davalı Fikret E. tarafından yapılan binanın doğu noktasından itibaren kendi parselin başladığı konusundaki sözleri göz önünde tutulmalı, bu husus karar yerinde tartışılmalı, ayrıca 26.9.1985 tarihli idari kararın krokisinin dosyada mevcut olduğu anlaşılmakla 18.9.1985 tarihli kroki yerine uygulanmalı, anılan idari kararın ve eki krokinin ortak sınırın nereden geçtiğine dair delil olduğu göz önünde tutulmalı, ondan sonra toplanan ve toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmelidir. Mahkemece bu konularda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz davalı tarafın bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf yararına takdir edilen 50.000.000 lira vekalet ücretinin davacıdan tahsiline, 05.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy