(3402 S. K. m. 5, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 744 ila 762 parsel sayılı toplam yüzölçümü 100 dönümden fazla taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tesbitten önce davacı A. G. ve paydaşları tarafından davalılar aleyhine açılan mesaha tashihi davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece davacıların davasının kabulüne, 744, 745, 746, 750, 752, 753 ve 754 parsel sayılı taşınmazlar ile 758 ve 759 parsel sayılı taşınmazlarda (A) harfi ile gösterilen 87800 ve 84500 m2 yüzölçümündeki kısımlar F., N., Ö., R. ve N. G. ile S. ve B. S. adlarına tapuya tesciline, 756, 757, 761 ve 762 parsel sayılı taşınmazlar ile 758 ve 760 parsel sayılı taşınmazlarda (B) ve (A) harfi ile gösterilen 115400 ve 947000 m2 yüzölçümündeki kısımların mera olarak sınırlandırılmasına, 755 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhtesatlar beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle köy boşluğu olarak sınırlandırılmasına, 747, 748, 749 ve 751 parsel sayılı taşınmazda (B) harfi ile gösterilen 1.017.900 m2 ve 756.000 m2 lik bölümlerin dava dışı olduğu anlaşıldığından malikhanelerinin doldurulması için Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Kadastro sırasında dava konusu 744 ila 762 parsel sayılı taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesi hükmü gereğince malik haneleri boş bırakılarak tesbit edilmiştir. Tesbitten önce davacı A. G. ve paydaşları tarafından davalılar aleyhine Genel Mahkemede açılan mesaha tashihi davası görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece tutunulan Mayıs 1926 tarih 13 sayılı sicilden gelen temmuz 1968 tarih 24 sayılı tapu kaydının Hazine dışındaki davacı ve katılanlar adına tescile karar verilen kesimlerini kapsadığı, tapu kaydının değişmez nitelikteki sınırlı kayıtlardan olduğu taşınmazların bir bölümünün kamu malı niteliğinde mera olduğu, Kavas dağı olarak haritada gösterilen kesim hakkında yöntemine uygun şekilde kadastro yapılmadığı ve aktarılan davanın kapsamı dışında kaldığı gerekçe gösterilerek kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir. Mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Tesbitten önce genel Mahkemeye açılan dava niteliği itibariyle mesaha tashihine ilişkindir. Bu nitelikteki davanın kabul edilebilmesi için tutunulan kayıtların değişmez nitelikteki sınırlı kayıtlardan olması zorunludur. Davacı tarafın tutunduğu Mayıs 1926 tarih 13 sayılı sicilden gelen Temmuz 1968 tarih 24 sayılı tapu kaydının sınırları dikkate alındığında değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğu bu nedenle kapsamının 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü gereğince yüzölçümüyle belirleneceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş öncelikle aktarılan davanın kapsamını sağlıklı biçimde belirlemekten ibarettir. Kaldı ki davacılar tapu kaydı dışında 1937 tarih 1 - 2 ve 3 tahrir sayılı vergi kayıtlarına da dayanmışlardır. Ne var ki bu vergi kayıtları getirtilerek yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmamıştır. Öte yandan hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tesbit tutanakları ve dayanağı belgelerle denetlenmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacıların tutunduğu 1937 tarih 1-2 ve 3 tahrir sayılı vergi kayıtları özel İdare Müdürlüğünden getirtilmeli, bu kayıtların bulunduğu defterin yırtık olduğu belirtildiğine göre bu yön üzerinde durulmalı, nedenleri sorulup saptanmalı, bundan sonra davaya konu taşınmazların dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları ve dayanakları belgeler getirtilmeli, yöreyi iyi bilinen el verdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi aracılığı ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle tesbitten önce açılan ve kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamı dava dilekçesi yerel bilirkişiye okunarak uzman bilirkişi yardımıyla yerine uygulanmalı, aktarılan davanın kapsamı duraksamaya meydan vermeyecek biçimde bu yolla belirlenmeli, kadastro hakiminin uyuşmazlığı aktarılan davanın kapsamıyla sınırlı olarak çözümleyeceği dikkate alınmalı, daha sonra davacıların tutunduğu tapu kaydı ve vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, tapu kaydı ile vergi kayıtları kapsamı bu yolla belirlenmeli, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinmeyen sınır yerleri var ise taraflara tanık dinletme olanağı verilmeli, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada işaret ettirilmeli, dava konusu parsellere dıştan komşu parsellerin tesbit tutanağı ve dayanağı belgelerle uygulamaya ilişkin bilirkişi sözleri denetlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, davacıların tutunduğu tapu kaydı ile vergi kayıtlarının iç içe girmesi halinde yüzölçümü büyük olan kayda değer verileceği dikkate alınmalı, vergi kayıtlarının iç içe girmediği belirlendiği takdirde her birinin kapsamı ayrı ayrı belirlenmeli, vergi kaydının tapu kaydı gibi mülkiyet belgesi olmadığı zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği özellikle gözönünde tutulmalı, Genel Mahkemeye tesbit gününden önce açılan ve aktarılan davanın açıldığı tarih dikkate alınarak kayıt miktar fazlası yönünden davanın dayanağı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar gözönünde tutulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve hazine lehine kesinleşen yönler dikkate alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de bir kısım taşınmazın köy boşluğu olarak sınırlandırılması dağ niteliğindeki taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmeyeceği, bu nitelikteki yerlerin kadastro dışı bırakılacağı dikkate alınmaksızın Kavas dağının kadastrosunun yapılması için bununla ilgili kayıt ve belgelerin kadastro müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmiş olması dahi isabetsiz davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 9.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy