(3402 S. K. m. 36)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 166 ada 149, 200 ada 40, 166 ada 41 parsel sayılı taşınmazlar miras yolu ile gelen hakka paylaşmaya ve zilyetliğe 166 ada 143 parsel sayılı taşınmaz ise bağışlamaya ve zilyetliğe dayanılarak Hasan Ç. adına 163 ada 28, 200 ada 38, 166 ada 42 ve 175 ada 38 parsel sayılı taşınmazlar satın almaya ve zilyetliğe 196 ada 69 parsel sayılı taşınmaz miras yolu ile gelen hakka ve zilyetliğe dayanılarak Kadir Ç. adına 177 ada 3, 163 ada 29 ve 196 ada 98 parsel sayılı taşınmaz miras yolu ile gelen hakka ve zilyetliğe dayanılarak Mustafa Ç. 175 ada 38, 39, 166 ada 39 ve 161 ada 14 parsel sayılı taşınmaz aynı nedenlerle Mehmet Ç. 175 ada 27, 207 ada 14, 198 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar Halil Ç. 166 ada 40, 163 ada 30 parsel sayılı taşınmazlar aynı nedenlerle Ömer Ç. 166 ada 151 parsel sayılı taşınmaz bağışlamaya ve zilyetliğe dayanılarak eşit paylarla Kadir ve Mustafa Ç. 164 ada 29 parsel sayılı taşınmaz ise tapu kaydına pay bağışlamaya ve zilyetliğe dayanılarak Halil Y. Halil G. Halil Ç. ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacı Emine D. taşınmazların bir kısmının babası Ahmet'den bir kısmının ise annesi Ayşe'den intikalen geldiğini paylaşılmadığını kendisinin de payı bulunduğunu öne sürerek taşınmazların tespitinin iptali ve miras payı oranında adına tescili istemi ile dava açmıştır. mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlar tutanaklarında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak ayrı ayrı davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Emine miras yoluyla gelen hakka dayanmış, taşınmazlarda payı bulunduğunu öne sürerek dava açmıştır. İddianın öne sürülüş biçimi, taşınmazların tespit tutanaklarında davalılar adına yapılan tespitin dayanağı olarak gösterilen paylaşma, bağışlama ve satın alma gibi hukuksal olgular dikkate alındığında kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafta olduğu tartışmasızdır. Hal böyle olunca davacı tarafa 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmüne dayanılarak verilen önelin hukuksal bir sonuç doğurması mümkün değildir. Daha açık bir anlatımla kanıtlama yükümlülüğü davalı tarafta olduğuna göre davacı tarafa keşif giderlerini yatırmak üzere kesin önel verilemez. O halde mahkemece yapılacak iş kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafta olduğu dikkate alınarak davacı ve davalılardan davaya karşı diyecekleri delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy