(3402 S. K. m. 14, 16, 20)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 53 parsel sayılı 62800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davacı Abdülkadir Ç., 56 parsel sayılı 59800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davacı Gıyasettin Ç. ve 57 parsel sayılı 30000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davacı Emin Ç. adına vergi kaydına miras hakkına paylaşmaya ve zilyetliğe dayanılarak tespit edilmiştir. Hazinenin itirazı kabul edilerek komisyonca hazine adına tespit edilmesi üzerine 53 parsel sayılı taşınmaza Abdülkadir Ç. 56 parsel sayılı taşınmaza Gıyasettin Ç. ve 57 parsel sayılı taşınmaza Emin Ç. tespit nedenlerine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece 57 parsel sayılı taşınmazın davasında "taşınmaza uygulanan vergi kaydının miktarıyla geçerli olup miktar fazlasının meradan elde edildiğinin kabulü vurgulanarak dava dosyalarının birleştirilmesi, kayıt kapsamının belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinen Yargıtay bozma ilamına uyularak davalar birleştirilmiş, Emin ve Abdülkadir Ç. davalarının kabulüne, Gıyasettin Ç. davasının kısmen kabulüne, 53 parsel sayılı taşınmazın Abdülkadir Ç., 57 parsel sayılı taşınmazın Emin Ç., 56 parsel sayılı taşınmazın 29.5.2002 tarihli fen bilirkişi krokisinde A harfi ile gösterilen 33130 m2'lik kısmının Gıyasettin Ç., geriye kalan 26670 m2'lik kısmının hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların tespitine dayanak yapılan vergi kayıtlarının taşınmazlara ait olduğu mera olmadığı tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. tespitlere esas alınan vergi kayıtları hali sınırları itibariyle değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğu dikkate alındığında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kapsamlarının yüzölçümüyle belirlenmesi zorunludur. Taşınmazların sınırında eylemli meranın bulunduğu dosya kapsamıyla belirlenmiştir. Kural olarak kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri eylemli duruma uygun düşmedikçe eylemli duruma değer verilmesi gerekir. Nitekim bu hukuksal olgu 57 parsel sayılı taşınmazla ilgili bozma kararında da açıkça vurgulanmıştır. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş vergi kayıtlarının sabit sınırlardan başlanarak kapsamları yüzölçümüyle belirlenmeli, bu bölümlerin zilyetleri davacılar adına vergi kayıt miktar fazlasından oluşan kesimlerin ise sınırındaki eylemli meradan kazanıldığı düşünülüp dava konusu taşınmazlarda vergi kayıtları miktar fazlasından oluşan bölümlerin 3402 salılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkemece 53 ve 56 parsel sayılı taşınmazlar yönünden bu olgular gözardı edilerek ve 57 parsel sayılı taşınmazla ilgili bozma kararına uyulduğu ve kazanılmış hak doğduğu halde bu hukuki olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 9.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy