(3402 S. K. m. 25, 26)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 203 ada 27 parsel sayılı 220,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş; tutanağı Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davacı Şaban Kurban tarafından davalılar hazine ve Belediye Başkanlığı aleyhine satın alma ve zilyetliğe dayanılarak açılan Karayolları Genel Müdürlüğünün davalı olarak dahil edildiği tescil davası karara bağlanmış karar tebliğ edilmeksizin üst yazıyla dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece her iki dosya birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dava konusu taşınmazın Şaban Kurban adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tescil davasının açıldığı tarihte adına tescile karar verilen zilyet davacı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Oysa dava konusu 203 ada 27 parsel sayılı taşınmaz 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesi hükmü gereğince malikhanesi açık bırakılarak 8.3.2001 tarihinde tespit edilmiş, genel mahkemedeki tescil davası tespit tarihinden önce 23.1.1999 gününde açılmıştır. Hal böyle olunca genel mahkemenin görevi kendiliğinden sona erer. Görev kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Yanılgıya dayalı olarak tespitten önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tescil davası sonuçlandırıldığı hükmün kesinleşmediği belirlenmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 1999/144-2000/108 E.K. sayılı 11.7.2000 tarihli hükmün taraflarına tebliğ edilerek kesinleşmesinin sağlanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 8.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy