(3402 S. K. m. 20)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 290 ada 6 parsel sayılı 11380m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak Şaziye adına tespit edilmiştir. Tespit kesinleştikten sonra davacılar Hasan ve Hüseyin tapu kaydına dayanarak taşınmazın 9442m2'lik kesiminin adlarına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde Şaziye aleyhine tapu iptali-tescil davası açmışlardır. Mahkemece davalı Şaziye'nin adresi ve kimliğinin tespit edilememesi üzerine mahallin en büyük mal memuru olan Ayşe kendisine kayyım atattırıldıktan sonra mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın fen bilirkişisinin 28.10.1998 tarihli rapor ve krokisinde ( A ) harfi ile gösterilen 1838m2'lik kesiminin 6 parsel numarası altında davalı adına geri kalan 9442m2'lik kesimin ise 6 parselden ayrılarak davacılar adına kayıtlı bulunan 9 parsele eklenmesine, neticeten 27824m2'lik taşınmazın davacılar Hasan ve Hüseyin adına yarı pay oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı taraf adına tespit edilen 290 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 9442m2'lik bölümünün kendi adlarına tescili gerektiğini öne sürerek dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne davacılar adına tescile karar verilen dava ve temyiz konusu bölümün davacıların dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Taraflar ortaklığın giderilmesine ilişkin kesinleşen dava sonucunda oluşan ilâm ve dayanağı haritası bulunan tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Tapu kayıtlarının haritasının bulunduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca kayıtların haritaya dayanması halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. Ne varki uzman bilirkişi fen kontrol memuru Mustafa tarafından düzenlenen 28.10.1998 günlü harita ve eki rapor keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediği gibi raporda kadastro paftası ile tarafların dayandığı tapu kayıtlarının dayanağı haritaların hangi esaslara göre uygulandığı yolunda yasal bir gerekçe bulunmamaktadır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmaz başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı kadastro paftasının ölçeği ile ortaklığın giderilmesi davası sonucunda verilen ve kesinleşen kararın dayanağı daha açık bir anlatımla tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının dayanağı haritalarının ölçekleri eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı bu uygulama yapılırken haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinde ve özellikle değişmez nitelikteki sınır yeri kabul edilebilecek kişi taşınmazlarından yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olguların göz ardı edilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de davacılar adına tescile karar verilen kesimin dava dışı davacılar adına tespit edilip kesinleşen 9 parsel sayılı taşınmaza ilave edilerek kesinleşen geometrik durumu bozacak şekilde hüküm verilmesi dahi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy