(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan Hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 719 parsel sayılı 14300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Muharrem adına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı Selahattin zilyetliğe dayanarak dava açmış, Hazine ise taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu öne sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece katılan Hazinenin davasının reddine, davacının davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm katılan Hazine ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı Selahattin yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte saptanan hukuksal olgu birbiri ile çeliştiği halde tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, aykırılık giderilmemiştir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tutanak bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte belirlenen hukuksal olgu arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde aynı çalışma alanı içerisinde bir kişinin kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle edinebileceği toplam taşınmaz miktarının kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olduğu belirtildiği halde yerel mahkemece bu olgu yönünden herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmamış olması dahi isabetsiz,
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 5.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy