(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve katılanların vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 165 ada 9 parsel sayılı 2293.63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikale, taksime ve zilyetliğe dayanılarak Aziz ve paydaşları adına tespit edildikten sonra kontrol memurunca kadastro komisyonuna intikal ettirildikten sonra komisyonca terk nedeniyle ham toprak vasfı ile ek tutanakla hazine adına tespit edilmiştir. Askı süresinde Aziz zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Duruşma sırasında Şemsi ve paydaşları ortak miras bırakandan kaldığını ileri sürerek davacı yanında davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 165 ada 9 sayılı parselin davalı hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar dava konusu taşınmaz üzerinde davacı tarafın daha önce zilyet bulunduğu ancak 1985 yılından tespitin yapıldığı 2000 yılına kadar taşınmaz üzerinde hiçbir tarımsal faaliyette bulunmadığı, ekip biçmediği, hiçbir şekilde zilyet olmadığı, teknik bilirkişi raporuna göre 20 yıldır arazinin işlenmediği, üzerinde sadece kendiliğinden yetişen yabani birkaç adet ağaç bulunduğu toplanan delillerle saptanmıştır. Tespit tarihinden geriye doğru 15-20 yıl süre ile taşınmazın hiçbir şekilde kullanılmamış olması iradi terk niteliğindedir. Bu durumda 3402 Sayılı Kanunun 14.maddesinde yazılı zilyetliğin kesintisiz olarak sürdürülmesi koşulu oluşmamıştır.
Sonuç: Mahkemece bu hususlar göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 29.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy