(3402 S. K. m. 20/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi Hasan tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 175 ada 79 parsel sayılı 2838.42m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, vergi kaydına, paylaşmaya, miras yolu ile gelen hakka ve zilyetliğe dayanılarak davalı Hasan adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hasan tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaza ait olduğu, hükmün gerekçesinde kabul edilmiş devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar için oluşturulan tapu ve vergi kayıtlarının hukuksal bir değeri bulunmadığı gerekçe gösterilerek Hazinenin davasının kabulüne, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Yerel mahkemenin gerekçesi ile vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Öte yandan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için oluşturulan tapu kaydının hukuksal bir değerinin bulunmadığı yolundaki yerel mahkeme gerekçesinin de yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Tapu kaydı mülkiyet belgesidir.
Mülkiyet hakkı Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Kuşkusuz vergi kaydı mülkiyet belgesi niteliğinde olmayıp, zilyetlikle birleşmedikçe değer verilemeyeceği öte yandan orman, mera ve harman yeri gibi taşınmazlar için oluşturulan vergi kayıtlarının hukuksal bir değeri bulunmamaktadır. Hükme dayanak yapılan keşifte bilgisine başvurulan yerel bilirkişi davalı tarafın dayandığı tapu kaydının sınır yerlerini tarif ettiği halde uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada yerel bilirkişinin gösterdiği sınır yerleri işaretlenmemiş, bu yolla keşfi izleme, bilirkişi sözlerini denetleme imkanı bulunamamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tespite dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı ile vergi kaydı yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerin uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar var ise taraflara tanık dinletme olanağı verilmeli, dayanılan tapu ve vergi kaydının kapsamı belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde haritalı, ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı belirlendiği takdirde taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, fiziksel yapısı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kalması halinde fiziksel yapısı belirlenirken taşınmazdaki meyil durumu toprak yapısı, komşu taşınmazlarla mukayesesi yapılmalı, toprak unsurunun mu taş unsurunun mu galip olduğu belirlenmeli, mahkeme bu işlemleri yaparken taşınmazı görüp gözlemeli, gözlem keşif tutanağına ayrıntılı şekilde geçirilmeli, uzman ziraatçı bilirkişiden gözlemi yansıtmaya elverişli rapor alınmalı, komşu parsellerin tespit tutanakları varsa dayanakları belgeler yerine uygulanarak bilirkişi ve tanık sözleri bu yolla denetlenmeli, dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/B maddesi hükmünün gözönünde tutulması, hüküm yerinde orada belirtilen hukuksal olguların tartışılması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz,
Sonuç: Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy