(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 182 ada 7 parsel sayılı 128120.28 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak Vahit ve paydaşları adına, 182 ada 8 parsel sayılı 86508.15 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise ayrı bir tapu kaydına dayanılarak Esma ve Süleyman adına tespit edilmiştir. Davacı Esme ve Süleyman 8 sayılı parselin yüzölçümünün tapu kaydına göre eksik olduğunu, 13500 m2lik eksikliğin 7 sayılı parselde tespit edildiğini öne sürerek bu kısmın iptali ve 8 sayılı parsele eklenmek suretiyle adlarına tescili ve elatmanın önlenmesi ile dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, 7 sayılı parselin teknik bilirkişi raporunda yeşil renkle gösterilen 13.491.85 m2 lik kesiminin tespitinin iptali ile 8 sayılı parsele eklenmek suretiyle 8 sayılı parselin 100.000 m2 olarak davacılar adına tapuya tesciline, iptal edilen kısma davalıların el atmalarının önlenmesine, 7 sayılı parselin ise 114.628.8 m2 olarak davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kesin hüküm olumsuz dava koşuludur. İstek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. İstek olmasa bile her aşamada gözönünde tutulur. Kamu düzeni ile ilgili olduğundan doğrudan doğruya da göz önüne alınır. Aynı taşınmaza yönelik olarak yanlar arasında sonradan ortaya çıkan uyuşmazlıklarda başkaca bir araştırmaya gerek görülmeksizin kesin hükme göre çözümlenir. Kesin hüküm yasama organının tasarrufu, yargı organının içtihadı ve ikrar ile dahi ortadan kaldırılamaz.
Somut olayda yanlar arasındaki çekişme ortak sınır çekişmesidir. Nizalı 7 parsel ile davacı taraf adına tespit edilen 8 parsel sayılı taşınmaz tapu kayıtlarına dayanılarak tespit edilmiştir. Bu nedenle yanlar arasındaki çekişmenin ortak sınır çekişmesi olarak çözümlenmesi gerekir. Ne var ki yanlar arasında Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/459 esas, 970/13 karar sayılı 21.1.970 günlü tapu iptal ve müdahalenin önlenmesi davasında davacı bulunan Aziz kadastro davasında davacı olan Esma'nın miras bırakanı olup, diğer davacı Süleyman da akdi halefi bulunmaktadır. Sözü edilen davada hazine davalı olarak gösterilmiştir. Hazinede 7 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının ilk malikidir. Az yukarıda sözü edildiği gibi anılan 21.1.1970 günlü ilam ve dayanağı haritanın krokisinde yeşille taralı olan ve 7 parsel sayılı taşınmaz içinde ölçülen 13491.85 m2'lik bölümün davacı taraf adına tespit edilen 8 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü içinde kaldığı belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece kesin hükme değer verilerek hüküm oluşturulmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Bu nedenlerle davalı tarafın yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 13.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy