(3402 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 373 ada 40 parsel sayılı 84532,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hali arazi olarak hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Fevzi kendi adına tespit gören 373 ada 33 parselin eksik olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece 33 parselin kadastro tespit tutanağı istenmiş davalıdır şerhi düşülerek gönderilmiştir. Mahkemece davacının davasının kısmen kabulü ile 373 ada 40 parsel sayılı taşınmazın 2023,39 m2'lik kısmının davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm derecattan geçerek kesinleşmiştir. Davacı Fevzi adına tespit gören 33 nolu parselin davalı olması nedeniyle tapusunu alamadığını bu nedenle hükmün tavzih edilerek 373 ada 33 parselin tespit gibi tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek tavzih talebinde bulunmuştur. Mahkemece talebin kabulü ile 373 ada 33 nolu parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Fevzi 22.1.2003 tarihli dilekçe ile 373 ada 33 sayılı parselin kendi adına tespit edildiğini, her hangi bir itirazı olmadığını, taşınmaza komşu bulunan ve hazine adına hali arazi niteliği ile tespit edilen 40 sayılı parsel içerisinde 2023.39 m2 lik bölümün adına tespit edilip kesinleşen 373 ada 33 sayılı parsele ilavesini ileri sürerek dava açmış ve açtığı bu dava Midyat Kadastro Mahkemesinin 2002/4 esas, 2002/4 karar sayılı 30.7.2002 günlü ilamı ile kabul edilmiş ve krokisinde B harfi ile gösterilen bölümün 373 ada 40 sayılı parselden ifraz edilerek 373 adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tespit ve tesciline karar verilmiş, nevarki 373 ada 33 parsel sayılı taşınmaz kesinleştiği halde kadastro mahkemesinin müzekkeresi ile davalı olduğu tutanağına işaret edilmiş ve böylece kesinleştiği halde tapuya tescil edilmemiştir. Bu defa davacı Fevzi 373 ada 33 sayılı parselin tespit gibi adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek bu davayı açmıştır.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 1.maddesi hükmüne göre kadastro hakimi doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Az yukarda söz edildiği gibi 30.7.2002 tarihli Midyat Kadastro Mahkemesinin kararı eksik bırakıldığı gibi dava ve temyiz konusu olmayan davacı adına tespit edilmiş, 373 ada 33 sayılı parsele yasaya uygun olmayan biçimde diğer bir anlatımla sehven davalıdır şerhi verdirilmek suretiyle anılan taşınmazın tapuya tescil edilmesini önlemiştir. Yapılacak iş 373 ada 33 parsel sayılı taşınmazın itirazlı olmaması nedeni ile infazının yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken, bu husus açık bırakılmıştır.
Mahkemece 24.2.2003 günlü hükümle 373 ada 33 nolu parselin davacı adına tespit gibi tesciline sözlerinin eklenmesine ve ilam altında tavzih notunun yazılmasına ilişkin hüküm yasaya uygun değildir.
Sonuç: Bu nedenlerle hükmün bozulması gerekli ise de bu husus yargılamanın yenilenmesini gerektirmediğinden 3402 Sayılı Kadastro Kanunun dolu pafta sistemini içermesi ve kadastro hakiminin sicil oluşturmakla yükümlü olduğu göz önünde tutularak 24.2.2003 tarihli mahkeme kararının 2 numaralı bendinin tamamen ortadan kaldırılmasına, yerine "373 ada 33 nolu parselin dava konusu olmadığı, itirazsız kesinleştiği, bu nedenle tescil yapılmak üzere tutanağın tapu idaresine iadesine" sözlerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, 26.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy