(3402 S. K. m. 13)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay' ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılardan F., E., B. ve S.T. tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 24.6.2003 günü belirlenen saatte temyiz eden F.T. vekili Av. c.D., S.T. ve aleyhine temyiz istenen A.K. ve arkadaşları vekili Av. Ş.A. geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 323 ada 7 parsel sayılı 6345 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ve tahdit krokisinde harfler1e gösterilen evlerin beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle B.K. adına tespit edilmiştir. Komisyonca F.T. ve arkadaşlarının itirazlarının reddine, taşınmazın Bahri mirasçıları tH., A. ve M.C.K. adlarına tespitine karar verilmiştir. Davacılar F.T. ve arkadaşları tespite esas tapu kaydının taşınmaza uymadığını öne sürerek ve satın almaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. 2613 sayılı yasa uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava dosyası görevsizlikle kadastro mahkemesine gönderilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonuncunda davacıların davalarının reddine, taşınmazın tespit gibi davalılar adlarına veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılardan F., E., B. ve S.T. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde adlarına tescile karar verilen davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 13. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, davacıların miras bırakanı M.T. nın dava konusu taşınmazın tapu dışı işlemle satışından dolayı satış bedelinden bakiye borcunu ödemediği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı taraf tapu dışı satın almaya dayanmıştır. Davalı taraf tespite esas alınan tapu kaydına dayanmıştır. Tarafların dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi esasen bu yönler mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Tapuda kayıtlı dava konusu taşınmazın davalıların miras bırakanı B.K. tarafından tapu dışı işlemle ve 30.11.1967 günlü senetle davacıların miras bırakanı M.T. ya satıldığı ve zilyetliğinin devir ve teslim edildiği, taşınmazda davacıların zilyet olduğu dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 30.9.980 tarihinde yapılmıştır. Tapu dışı işlemin yapıldığı 30.11.967 günü ile kadastro tespitinin yapıldığı 30.9.980 tarihleri arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 13/B-b maddesi hükmünde öngörülen yasal 1O yıllık süre geçmiştir. Hal böyle olunca tapu dışı satış işlemi geçerlilik kazanmıştır. Her ne kadar davalıların miras bırakanı B.K.tarafından davacıların miras bırakanı M.T. aleyhine genel mahkemede satış akdinin feshi ve el atmanın önlenmesine yönelik dava açılmış ise de bu dava yöntemine uygun şekilde takip edilmediğinden usulün 409/5 maddesi hükmü gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş, 29.12.977 tarih, 970/454, 977/349 E.K. sayılı davanın açılmamış sayılmasını öngören bu hükümde kesinleşmiştir. Hal böyle olunca tapu dışı satışın bozulması olanak dışıdır. Kura olarak tapulu taşınmazların satışı kayden resmi memur huzurunda yapılması koşulu ile geçerlidir. Medeni Kanun hükümlerine göre tapu dışı satış geçersiz ise de bu nitelikteki satışlara, tasfiye kanunu niteliğinde bulunan 3402 sayılı Kadastro Kanunun 13/B-b maddesinde koşullarının varlığı halinde geçerlilik tanınmıştır.
Dosya içeriğine göre de davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 13/B_ b maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği saptanmıştır. Satış bedelinin kısmen ödenmemesi, bakiye borcun bulunması kişisel hak doğurur. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın miras payları oranında M.T. mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendilerini vekille temsil ettiren davacılar yararına takdir ve tespit olunan 150 milyon lira avukatlık parasının davalılardan alınarak davacılara verilmesine,1.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy